tesettür ile evliyalar konu
en güzel bilgilerimizi yazan tesettür diyorki Yine o anlatıyor; Bu yola yem gyckgımrif MimJmd Mağribi’yi aıyafetc karar eer duftım. Mrıcıdme varınca unam okla. Fâtıka'yı barkaç yerde yadbı obada İCeadı itfüdıme, boşuna zahmet çcktan dedam. O fKe orada kılrkı Er%m pm taharet aalaadıyla Fırat kenanna kadar pttnii. Yol aaofisde bir aralanı yattığını ^r—ce |in gördüm. Ama başka bn arslanının ardonca ^idı|b'^ pırdıaaı Kem ve f aşkm bor lükle kalarak bağırdım. Mudım aavmıaamdan çdctL Anlaniar ono pınınce kendua nboyun eğdiler, o da onlann kulaklanm çekip; *FLak Teâli nm köpeklen^ Konuk-knma ilişmemenizi «ize aoylememış mıydım^ Sonra donup bana hitap etti- “Ey Ebu Idıak, sız zahirinizi düzeltmek için uğraştığııuz içm yaratıklardan korkuyomı (HIZ. Biz batınımızı düzeltmek için çabaladığımızdan yaratıklar bizden korkuyor.”İFİRAHİM CÎLÎ (K.S.)
Dcylem yakınındaki] Gil dıyanndan ulu ve muhteşem bir pırdı. Bu zümre arasın il laf vakt sahibi olarak bilinirdi. Şeyh Ebu Ezher Istahri anlatıyor: İbrahim Glli iflicasının kızına abayı yakmıştı. Onu eş olarak aldı. Ama sevdasından da sınlsık lımdı. öylesine sevgisine tutulmuştu ki yanından aynlanuyordu. Bir gun kendi kendine, içinde bulunduğum bu hal nedir? Eğer ben bu halle ahirete gidersem ha hm nice olur dedi. Gece kalkıp gusül yaptı, namaz kıldı ve ağlaya sızlaya, “İlahı, sen I değişmeden münezzeh bir ulusun, bana önceki halımı gen ver" diyince derhal ka-Idm sıtma hastalığına yakalındı ve üçüncü gün öldü. İbrahim onu defnetti ve tekrar \iktinin sımna erip baş açık, yalınayak çolun yolunu tuttu.
[2C3] İBRAHİ.M DİHİSTÂNÎ (k.S.)
fyhuhdam, Şeyh Muhammed Kassib’ın Damgân’da kendisine şunu anlattığını »yluyor: Bu diyarda kelamcılar ortaya ç-ıkmca ben huzursuz oldum. Kalktım, Şeyh ■ahim Dihistinî’ye vardım. Bunlann söz ve yoUaıının ne olduğunu ona sormak yordum. Henüz bu konuda ona hiçbir şey söylememiştim. Beyleyken bana: “îb-ira, hemen geri don. Zira onu ondan başka bilen yok* dedi. Aynı konuda Zun-“Allah’ın zatı hakkındakı bilgi cehaletten ibarettir* demişti, ieyhulıslam diyor ki; Onu Ondan başkasıyla ve kendi sözünden başkasıyla bıl-mumkün değildir. Eğer onu Kur'ân
•Jûm tüysüzlerle selamet ve samimiyet üzere sohbet ederse, bu onu belaya sü-Acaba selamet şartına nayet etmeden onlarla sohbet edenin halı mce olur?" ‘Dünyaya sadece ibret gözüyle bakmak, zorunlu ihtiyaçları giderecek ölçüde tirada çalınmak gerekir, sen onu [olum sonucu zorunlu olarak terk etmeden önce] jjıövan olarak terk etmelisin."
Fakir kimdir sorusuna: "Ona ihtiyacı olmayandır" cevabını vermişti.
Şeyhülislam; “Butun ihtiyacı O olduğundan Ona ihtiyacı olmaz ve O yeter" demiştir.
EBU HÜSEYİN BİN BÛNAN (K.S.)
Dördüncü tabakadan olup Ebu Said Harrâz’ın sohbetinde bulunmuştu. Ona olan mensubiyeti sağlamdı. Çölde dünyadan göçmüştür.
Ebu Osman Mağribî, Ebu Ali Kâtip’in şunu söylediğini nakleder: Vaktiyle Ebu Haşan Bunan vecd ve raks halindeydi ve Ebu Said Harrâz eliyle ona tempo tutardı. Ehu Hüseyin Bunan: Bütün halk çölde susuzdur, ben Nil kenanndayım demiştir.
Şöyle demişti: “Yüce Allah’ın dostlannın kadir kıymetini ancak Hak katında kadırkıymetı olanlar bilir."
Ebu Hl^seyİn bİn Hİnd Fârİsi (k.s.)
Dördüncü tabakadan olup adı Ali bin Hind Kureşîdir. Fâris bölgesinin ulu şeyhle-nnden ve biigmJerindendir. Ebu Cafer Hazzâ’nın ve ondan daha büyük olan Amr ho Osman, Cuneyd ve bunlann çağdaşı olan sûfilerin sohbetinde bulunmuştu. Sözleri:
"Yüce Allah bir kimseye kendine yakın olma makamını bahşederse, ona nza ve tduniyet hali verir. O kimse, Hak Teâlâ ona ne uygularsa hepsinden razı olur. Zira Hâk Tu yakınlık mertebesi rıza ve teslimiyet olmadan gerçekleşmez."
“Gazel ahlak Allah Teâlâ'dan şikâyetçi olma haline son vermek, Onun emir ve krmânına gonul rahatlığı ve memnuniyetle uymak, halkla iyi geçinmek ve onlara tâlammul etmektir,"
‘Hiçbir zaman kfendı’nin kapısından ayrılmamak için çabala, zira herkesin sığı ^ Odur. Bu kApıdjtn uzak düşen kimse bir daha karar kılacağı ve ikamet edeceği
EVUYA MENKIBELUİ
^'hulısUm anlatıyor: Bbu Edyan ne z«mıan hacca gıtfte evinde lebbeyk [emnne lnimıı] demeye ba>lar ve orada ihrama girerdi. Bir keresinde hacdan gelmiş, uk 4 lebbevk demeye başlamıştı. Şu so^k şakayı bırak, haçtan yeni geldin, lebbeyk jfiAffun ne anlamı var diyenlere dedi kı: Hac için lebbeyk [266j demiyorum. Ona ifbbevk dı>'orum.
Bu obydan bir hafta sonra vefat etti.
Ebu Cafer Muhammed Nesevî (k.s.)
Muhammed Alıyin diye tanınır. Dördüncü tabakadan ve Nesa nın ulu şeyhlerin-imk. Ebu Osman Hîri’nin seçkin muntlerindendi. Mahfuz un anlattığına göre Osman'a bazı sorular sormak maksadıyla Nesa’dan ona gelmişti. Yolda bir şey wiB?or, içmiyor ve uyumuyordu ve daima abdestli bulunuyordu. Abdesti bozulma yemden abdest almadan adım atmazdı.
Şevhulıslam açıklıyor: Eğer onun maksadı sadece Ebu Osman’ı ziyaret etmek akıydı yemek yemek, uyumak ve taharetsiz olmak caizdi. Ama onun maksadı baş-brdı Sözleri:
‘kendi irade ve ihtiyarıyla keramet gösteren iddia sahibidir. İrade ve ihtiyarı oi-■adıa kendisinden keramet zuhur eden vehdır."
*Hcr an kıtûf ve ihsanını gördüğün bu* zatı nasıl sevmezsin? Bir an bile kendısıy-e syum halinde olmadığın bir yüce zatı sevdiğim nasıl iddia edebilirsin?*
‘Her kim yüce Allah'tan başkasıyla huzur bulursa Allah Telli onu terk eder. Her kus Allah Telli’yla huzur bulursa başkalanmn huzur bulma yolu ondan ge-
Kbu SaİI) Arahî (k.s.)
tabakadan olup adı Ahmed bin Muhammed'du. AUtn Basralıykeıı Mek-Vyt yerleffiuşti. Alım ve fakıhtı. Sûftler için pek çok eter yazmi|tı.Cuneyd, Anır • Onma, Ebu Hüseyin Nun, Haşan Musuhi, Fbu Caler Haftât ve Ebu Feth pht sitftlenn meclıslertnde bulunmuştur Dördüncü tabakaya yakındıı ^ H|/ı^rdf veya HU’ta vHat etmiştir, (^ağında Harem'm şeyiuyıi
FAMATCT CMS
J I ıtıııhlin jaUöfor: O tcrhıdin vıcdikimne dair bir nsalr mi oUm b« C9cr«ide Arada cncsalr bnİBiidııgu sılrvce [Alab'a] *
ŞrrfaıİHİMiıa gosv ıdbnlıkta ikilik ▼ardff, ild fcjrh btrbinfie jAm dbr ddı|Mida falınid drncn ygya «akid oâdngu gonıhır. Oym tasjf sMfWii» TnaiTaf tamamnrtı fuzuli oLuu terkten ibarettir. Marilet ise p «nftau iwefxâr.*
Özlen mcak pupte olan ıçn söz kocmsu ohır.*
bybniııliiu der kn Daeud Tâtye sormuşlar: Sende özlem var m?
üakfa de^ılıOL Gaş> oİMida özlem olur. Benim dostum, sevgilim kank
Uab TeÜİ dosdarmm ahbkmdan bir kısmım dûşmanlanoa
ir b« ahlakla Onun dosdanna şedLit göstersinler ve bu sadede dostln^ı^
Ebi Amr ZCccacİ (k.s.)
i tabak adın olup adı Xluhammed bin İbrahim'dir. Bazılan adfluo kin# i ao^rlemt^Jerdır. Ailen Nı^aburlu ohıp £bu Osman Hiri Cımefd «Ib lAhmnıIf buhınmuftar. Anlatıldığına göre Mekke’de kırk flmcjivbu ^halde Harem e olan saygısından ötürü Harem dahıhfub idrar vifnnı Itnş etmenuftL Y^piıp hac sayısı altmışa yakındır.
Amr Nmccfd hikiye ediyor: Mekke’deydim. Ketlini Kebir ve &ı
P" 'Bemn ve çâğ^t diğer şeyhleri toplanıp halka olurlarck Bunialmb Zeccic'iL Yapılan konuşmalarda o hakemlik yapar, hûknm an km ^ Hep *Otuz yıl Caaeyd'ın tuvaletini kendi elimle tenuzJedbnı imim* ■ndli ueâDurcIu. Hıcn 44^ ck ve£ıt etmiştir.
H variıpmdan az bv feym noksanlaşmasını su üzerinde s-ürûmeiFV ttedenm.*
I dince bana di akın miras kaldı. Hacca gitmek özere yoh gin Lkaryuıu çıkan bir adam *Yanında ne kadar para var* diye sords Idpru olan tdyknckten daha iyi bîr şey yok dedim ve cevap veıdn^ V hm ver* dede Kesen ona verdim. Saydı, dediğini kadar
fVUYA MENKIMLEU
gordu. Doğruluğuna hayran oldum. AJ aJtınlannj dedi rt keteyi gen eerdı. Smrı bineğinden inip beni bindirmek ıttedı. Bu teklifi kabul etmeyince ıvar etti, mutlaka bınmelisin dedi. Bunun üzerine merkebe bindim. Peşimden geleceğim toyledt. Ertesi yıl Mekke’de beni buldu. V>fat edene kadar burada birlikte olduk.
Anlatırlar ki Arap olmayan bir kışı hac mevsiminde ona gelmiş ve "Beratımı ver ki hac yapayım, hac beratını almam için dottlann beni sana havale ettiler* demiş. Şeyh onun saf ve samımı bir kişi olduğunu, dostlarının ona şaka yaptıklarını anla nuş ve Mültezimi işaret ederek şuraya var ve Ta Rabî Bana berat ver* de, demiş. Bir sure sonra bu kişi elinde bir kâğıtla gen gelmiş, bu kâğıdın üzerinde yeşil bir hatla, “Bısmillahirrahmanirrahım, bu falan oğlu filanın cehennemden azat edildiği nın beratıdır" yazılı olduğu görülmüş.
İBRAHİM BİN YuSUF ZCCCÂCÎ (K.S.)
Künyesi Ebu İshak’tır ve Ebu Amr Züccâd’nin babasıdır. Tanh-ı Mcfayth tt [268] ismi kaydedilmemiştir. Ebu Hafs’ın önde gelen muntlerindendır. Melamet ve nefte muhalefet etmede kendine özgü bir yolu vardır.
Şöyle dediği hikâye edilir: Sürekli olarak nefse muhalefet etmede bereket vardır Bir kere bir adım mesafede bir defa nefse destek oldum. Yıllarca bunun zararını telafi edemedim.
Cafer Huldî (k.s.)
Be>ına tabakadan olup künyesi Ebu Muhammed’dir. Bağdat’ın Huld mahallesin-iendır. Mesleği hasır dokumaktı. Cüneyd ve İbrahim Havas’m mundiydı. Nun, luveym, Semnûn, Ceriri ve diğer sûfîlerin sohbetinde bulunmuştur. Sûfilik konu-unda bilgiliydi. Şeyhlerin hal tercümelerini, menkıbelerini, tarihlerini ve kıtaplan-u derlemişti. Bu konuda demişti ki: Şeyhlere dair ikiyüz divânım, yani kitabım var. iu zümreden iki bin pir tanıdım. Şöyle demişti:
- Irak ta üç acayip şey var: Şiblî’nın şathiyeleri, Murtaış’in nuktelen, benim şeyhlere dair topladığım menkıbe ve] hikâyelerim.
Huldi, Şeyh Abbas Nihavendî'nin pindir. Bağdat’a gitmiş, Hıcn 34ti yılında bu-ada vefat etmişti. Kabri Şunuziye’de Serî, Sakat! ve Güneyd in kabirleri yanmdadır. Şeyhülislam diyor ki: Ben onu
Beşinci tabakadan olup adı Alı bin Ahmed bin Schi'dif Horaıan'ın bincik relilerin den ve civanmertlcnndendır. Ebu Osman Hiri’yı gomnuf, İrak ta Ebu Abbas AU ve Cenrf'nın» Şam’da Tabir Makdisİ ve Ebu Amr Dıma^’mn sohbetinde bulunmuş tu Birçok meselede Şibll’yie konuşmuftu. Tevhit ve muamele ilminde çağındaki şeyhlerin en ilımıydı. Futuvvet ve tecntte en güzel yolu tutan bir sûbvdı. Ahlaklı ve dindar olup fakir fukarayı gözetirdi. Hıcn 34S/ 959 yılmda vefat etmiştir
Ailında Buşeng [Puşcnc, Buşlenc] şehnndendı. Ama Nışabur'da fİ^Oj otumr du. Sûfîlerin yolunu iyi bilirdi. Güzel seferien vardır. Buşencı o kimsedir ki. her ne raman ihtılam olursam dervişlere bir şeyler vermeye ahdetmişti. Derdi b, hu ış f ıh tılam] ya lokmadab sakatlıktan ya düşüncedeki eğrilikten olur. Vaktiyle çölde yolculuk yaparken ihtılam oldu. Yalnızdı. Sözünde durmak için ıç çamaşırını çıkarıp deve dikeninin üzerine koydu. Onu gören biri alsın diye.
Tasavvuf nedir sorusuna verdiği cevap; "Buğun için tasavvufun adı var, hakikati yoktur. Daha önce habkati vardı, ama adı yoktu.
Ebu Osman Mağribî onun "Zarif bmdir?” sorusuna şu cevabı verdiğini nakle der: Kişiliği, huylan, davranışlan, şekli ve dış görünüşü itibariyle yapmacık olmayan ve sadeliği benimseyen bşi.
Ebu Bebr Razı, Ebu Haşan Bûşencî’nın şöyle dediğim ışitmiştı; “Kişiler uç çe jıttır. Evliya; bunların bâtını zahirlerinden daha iyidir. Ulema: zahirle bâtınlan eşit Ur. Cahiller: zahirleri bâtınlanndan daha iyidir. Kendileri bmseye insaf etmezler. .\ma herkesten insaf beklerler."
“Dünyada insanı bir sebep veya çıkar için seven bşiden daha çok rahatsızhk veren bir şey yoktur."
BÛNDAR BİN HÜSEYİN ŞİRAZÎ (K.S.)
Beşinci tabakadan olup künyesi Ebu Hüseyin’dir. Şu-azlıdır, ama Errecân’da yaşa-nuf, burada yetişmişti. Usul konulannda âlimdi. Hakikat ilimlerinde iyi bir dili [ifa de tarzı] vardı. Şiblî’nin mündi olup Cafer Hazzi’nın sohbetinde bulunmuştu. Şıbll Itendisinc çok fazla değer verirdi. Ebu Abdullah bin HâBf ın üstadıdır. Birçok mese> Ityı aralannda tartışmışlardır. Hicri 353/964 yılında vefat etmiş Ebu Zür’a Taberî *■# gasletmişti. Şeyh Ebu Ali Kâtip de bu yıl vefat etmişti.
“Bir kuns^nın dostuna, nereden geliyorsun, ne i$ yapıyorsuii diye somun be uygun değildir* demı^.
Tasarruf nedir sorusuna cevabı: Ahde vefa etmektir.
jîeyhuhsJam ın sırıklaması: Onun için yapacağım diye gönlünden geçirdiğin icra etmendir.
V^aktiyle bir ayyar bir sûfîye:
"Aramızdaki lark fu: “Biz ne dersek onu yaparız, siz ise gönlünüzden negeçınf onu yapanınız.”
[271 ] Şeyhülislam der ki: Şeyhler ilk hatır Hak’tandır demişlerdir.
Şeyh Ebu Haşan Cehzam Hemedanî, Bûndar Errecânî’nin şunu so)Hedı|ifc nakleder; Eğer Allah Telli kullarından birine marifetten bîr şey verir de o kul jn marifete göre hareket etmezse, ondan bunu geri almaz. [Aleyhinde] Delil olsun i ye bunu onun yanında bırakır. Yarın kıyamet günü o kulun hesabını bun.ıgore|o rur. Fakat bu marifeti artırmaz da. Artırma kapısını kapatır.
Şeyhülislamın yorumu: Artmayan bir şey eksilir. Bu da bu zümre için zorbırıı tır.
Büiidar: “Her kim Hak karşısında her şeyi resmen terk etmezse hakikatte on bir şey hasıl olmaz, bu da Hak Teâlâ’dır.”
Ebu Amr bin Nuceyd (k.s.)
Beşına tabakadan olup adı İsmail bin Nûceyd bin Ahmed Sûlemî'dır. Ana tarabn dan Ebu Abdurrahman Sûlemî'nın ceddidir. Ebu Osman Hîri’nin önde gelcı muntiennden ve bunlar içinde dünyadan en son olarak göçenlerdendir. Hıcı 166 9“^6 yılında vefat etmiştir. Cüneyd'i görmüştü. Çağındaki büyük şeyhlerdenâ H4bnj luunşık göstermede ve vakti korumada özel bir yol tutmuştu. Çok hadttö berJemış olan güvenilir bir raviydi. Bir gün Ebu Osman İslam ülkesinin bir sımmu cihat için harcanmak üzere halktan yardım topluyordu. Halk hiçbir şey vermeyınct canı ukildh hatta mecliste ağladı. Akşam olunca Ebu Amr bir kese içinde ıkı bini çe getjnp Ebu Osman’ın onune koydu ve “Bu akçeleri alın ve istediğiniz yereharu yın* dedi. Ebu Osman sevindi. Ona hayırdua etti. Sabah olunca da meclise pif oturdu ve “Erenler, bu Ebu Amr dan çok ümitliydik; ümidimizi boşa çıkamui Gece İslam cephesinin korunması için ıkı bin akçe
iunu vemn* dedi. Orada bulunan Ebu Amr aya§a kalktı w *Verd^un akçeler nui' mındı, bu işe harcanmasına razı olmuyor, bunu bana iade edm kı ona |{en vereyim* dedi. Ebu Osman emretti, para kesesini gctınp ona (2"^] verdiler. Gece okmca Ebu Amr keseyi alıp Ebu Osman’a getınp onune koyckı ve “Ne okır, bu parayı oyie harcayın kı, birden bafka bunu bilen obnastn* dedi. Bunun uzenne Ebu Osman gorya>lannı tutamadı.
Sorleh:
“Nice sukut vardır kı konuşmadan daha anlamlıdır.*
"Canı değerli olanın dini değersiz olur."
"İyiliksever olmak iyilikten iyidir."
Kulun mutlaka gözetmesi gereken şey nedir sorusuna verdı^ cevap:
“Sünnete göre kulluk yapma hususuna sıkıca sanimak ve murakabeye devam et mfk*
"Allah’tan başkasıyla unsiyet etmek aslında sıkıntılıdır.”
Abdullah Şaranî (k.s.)
Beşinci tabakadan olup künyesi Ebu Muhammed dır. Aslen Rey dendi, ama Nışa hur da büyümüştü. Cuneyd, Ebu Osman, Muhammed bin Fakdi, Ruveym, Sem-nun, Ebu Alı Cûzcanî, Muhammed bm Hamıd ve diğer sûfilenn sohbetlerinde bulunmuştu. Ebu Osman’ın önde gelen muntlenndendı. Ebu Osman onun ulu oldu gunu söylerdi. Acayip rıyazetlen vardı. Sûfiler zümresiyle ilgili konularda bilgi sahibiydi. Hadis bilen güvenilir bir ravıydi. 353/964 yılında vefat etti.
Sözleri:
"Anf yaratılanlar [halka] muvafakat edip yüce Allah'a tapmaz. Zira o Yaratıcıya muvafakat etrmş olmak için ış yapar.”
“Marifet, Allah Teâlâ ile kulu arasındaki perdeyi yırtar.”
“Dünya, Allah Teâlâ ile aranda perde olan şeydir.”
"Şikiyet ve can sıkıntısı marifet eksikliğinden doğar.”
Emu HÜSEYİN Skvrfvânî (k.s.)
^ Alı bin Muhammed Seyrevânl’dır. Ebu Hüseyin SeyrevknI Sağır'ın üstadıdır.tesettür sundu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder