tesettür ile evliyalar bilgisi

tesettür ile evliyalar bilgisi 

en güzel bilgilerimizi yazan tesettür dediki ('Humu önleyenler bal şerbetinden dm kişilerin aldıklarından daha fazU han alırlar, ^hulıdam diyor lu: Kendisinden başka tann bulunmayan Yüce Allah'a ant okun la, talihli bir kul ivin Azrail'in gelip * Korkma, merhametlılenn en merhansetltaı oU tun katına gidiyorsun, kendi dz vatanına donuyorsun, buyuk bir şenliğin olduğu ye fc giHİıyorsun. Bugünden daha iyi, daha güzel ve daha hoş hıvbir gun yoktur. Bu junya hır konaklama yeridir, müminin zindanıdır.* Burada bu iğreti varlık bir vesiledir, birden bu vesile ortadan kaldırılır ve uzaklaştırılır. O vakit hakikat tecelli eder n kışı ebedi hayata kavuşur.
Takva ehlinin olumu, kesintisiz bir hayattır.
Öyle ölüler var kı huğun halk arasında yakıyorlar.
Ebu Bkkİh Sakkâ (k.s.)
Şöyle demişti: Vaktiyle bir gemide yolculuk yaparken rü/g&r çıktı ve denizde şiddetli bir fırtına koptu. Cemidekiler feryat ve dua etmeye başladılar. Başını kıhmın altına sokan bir derviş gemide rahat rahat oturuyordu. Yanına varıp: “Sen de bir şey loyie’ dediler. Başını kilimden çıkaran derviş: "Şaşarım şu kalbine, nasıl değişti'" dedi n başını tekrar kilimin altına soktu. Cemidekiler, “Bu deliymiş, halk kenduınden dıu istiyor, o ise şiir okuyor." “Bana olan şiddetli sevgin neden ortadan kalktı?* Bunun üzerine o ruzgir ve Artına bir [236] parça dindi. Ciemidekıler tekrar: “Bize bir feyler söyle, ögut ver" dediler. Tekrar başını kilimden çıkardı ve bir beyit daha okudu:
Şaşılacak şey şu kt:
Öfkede nza gözüyle seni goruyorum.
Bunun üzerine rüzgâr kesildi. Deniz sakinleşti.
0 ıkı beyit okumuş, ben bunun uçuncüsünü başka bir yerde gordunı diyen ^ulıslam şu mısraları okumuş:
Ebu Haşan Derrac ve Fuvati bunu lukiye etmişlerdir Fuvati der b: “Ben o gun den daha hoş hır gun görmedim."
Şeyh Ebu Abdullah Çelil anlatıyor^ Ma^p te ıkı acayip şey gördüm. Bınsı şu Kayravan Camisinde saflar arasında dolaşan, halktan bir şeyler dilenen ve “Ey inanlar ben bir sûflydım. Ama zayıf duştum* diyen bir kışı görmüştüm Dıgen şu Bı nnın adı Cebele, digennın Zûreyk olan iki şeyh gördüm. Her hırının muntleri ve oj;rencılen vardı. Bir gün Cebele muntlerini yanına alarak Zûreyk’i ziyarete gitti. Zûreyk’ın müritlerinden biri Kur’ln okudu. Bunun etkisiyle hali hoş olan ve duygu lanan Cebelc’nm müritlerinden bin bir nara atıp can verdi. Onu defnettiler. Ertesi gun Cebele Zûrcyk’e gelerek: "Dün bize Kur’ân okuyan müridin nerede* diye sor du. Onu davet ettiler, geldi. Yine Kur’ân okudu. Cebele öyle bir çığlık kopararak nara attı kı, hanende olduğu yerde can verdi. Sonra Cebele dedi ki: “Bir sizden, bir bizden, ama bu işe ilk başlayan daha haksız.*
Ebu Bekir Sûsî (k.s.)
Adı Muhammed bin İbrahim Sûsî Sûfi’dir. Sunye’deki Remle’de ikamet ederdi. Şeyh Amû ile Ahmed Kûfâni onu görmüşlerdi. Hicri 386/996’da Şam’da vefat etti.
Şeyhülislam onun bir gece şunu söylediğini naklediyor: “Bize bir şeyler okuyacak bin gerekiyor.*
Bir sure aradılar, ama bulamadılar. Şeyh Ebu Bekir de araştırdı, ama bulunama dı. Şeyhin isteğinde ısrar etmesi üzerine biri: Ey Şeyh! Bulamadım, ama buraya ya-bn bir yerde genç bir mutrip [şarkıcı] var, eğer mutlaka gerekli ise onu getirelim dedi. Bu kışmın şaka yollu yaptığı bu teklifi Şeyh kabul etti ve gıdın getirin diye buyurdu. (jidıp getirdiler, bir şeyler içmişti [ve kafayı demlemışti]. Bir yere oturttular. Gence *Şu toplum aralarında nesep bağı bulunan samımı kardeşlerdi" beytiyle başla yan bir şarkı okuyımca muazzam bir heyecan hali ortaya çıktı, hepsi coştu, taştı. Şeyh de kendinden geçmişti. Semâ sona erince mutribın içi bulandı ve şeyhin sec cadesme istifra etti. Şeyh: “Hiçbir şey söylemeyin, onu [242] seccadeye sarın ve derhal dağılın, başka yerde uyuyun.* Sabah olunca mutrip ayıldı. Kendisini secca-
Mniniiş Konla. So£»dâ btr lumdıJ a«ıiıydL Şaşd kaldı. Bır nara attı w hakkı ı^ın bu »e haldır, ben buraya naul duştum” dedi. Yanına gelen bir kişi başg dan er o^p bttenicn anlattL Derhal halı de^tL Tevbe etti, elbuenaj
tıp, attı. Hırka giydi Muntiefden bin oklu. Şeyh vefat ettikten sonra onun iyi haj^ ve gUMei davranışlarmı dikkate alarak yerme geçirdiler.
ŞeyhuiıaİMi dedi b Sor konusu mutnp şeyhin adı Muhammed Taberani ydı«| ben ofkıyU devamlı gcnupıyorum. Herat’ta Şeyh Amû'nun hangâhına geldi Çok zanf ve yı^e bir kışıydı. Şeyh Amü, Ahmed Kûflnl’ye: *0 beyitler tam oUnk han rmda var mı” dedi. O da *Bır mısradan başkası hatırımda yok* diye cevap wr4 Şeyhülislam yine dedi ki: Daha s<mra bir kışı o beyitlerin tamamım bana getirdi, a^r nca ben de btr kitapta onlan gördüm. Aşağıya kaydediyorum: Şu toplum aralantıda nesep bağı bulunan samımı kardeşlerdir Dostluğa dayanan bu nesebe hiçbir nesep denk olmaz. Birlikte şarap şutunu emerek kadeh-anneye gereken saygıyı gostermedeler, m hoşların ı^ak t^ek hatalarını görmezler. Seni tereddute düşürecek hiçbir huylan yok Şeyhülislam anlatıyor: Zunnûn Mısri, Şibll, Harriz, Nun, Derric, (r.a.) hepn semâda [Hakka] gitmişlerdir. Semada Hak'ka yünıyen bunlardan başka şeyhlerse mıintler de çoktur. Kimi Kur'ân semâmda kimi semâlarda...
NakledeHer kı, Zûrare bm £bı Evfa Basra kadısıydı. Mihrapta oturur, okuıun Kur ân ı dinlerdi. [Kur ân ı semâ ederdi.] *Sura ufuruldugu gun...” [MUDDKSSlft '4 S mealmdekı ayed okuyan bınnı dinleymce bir sayha atıp can verdi.
Şeyhülislam der ki: Bir semâ kı, dıdar onu destekler, kişi gozunu ve kulağını ona venr, buna hiç guç yeter mı, akıl orada durur mu?
JCeş/te 1-Maheûb müellifi der İd: Aşağıdaki beyıtlen okuyarak Azerbaycan dağla nnda doJafan bir demşi bizzat görmüştüm:
[243] Vûüahi gumeşm doğup batmadığı hıçkır gun yok kı.
Htçktr topluhâklû oturup konuşmadım kı
O dûftiarmun içindeki hakiki dott sen olmamış olasın.
Sussdiğımda su içmeye hç kastetmedim kı Semn hayalmı kadehte görmemiş olayım.
Demş kumlan söyledi, kirden yere duştu ve öldü
Kbu FİKKİR Şlkeyr (k.s.)
Şeyhülislam anlatıyor: Ebu Belur Şûkeyr Nışahur'da otururdu. Vaktin beyi olup, ^niu vaftı. Hoca Sehl, Sulûkl’nın akrabasıydı Bu gün Hoca Sehl onu gordu ve “Hısım, bana Kiç gelmiyorsun" dedi. “Geliyorum, ama ayaguna kalkmıyor, bana hakmıyorsun* dedi. Dervif olduğum için bana karşı kıbırlemyor ve beni hor goru yomın demek istedi. Hoca: “Gel lu ayağa kalkayım* dedi. Bir zaman sonra Hoca Sehl’in evine vardı. Hoca onu görüp ayağa kalktı. Ama oradan ayrılırken ayağa kalkmadı. Bunu gören Ebu Bekir geri dondu ve şu mısralan okudu
Gerfi ifOluk çocuğum çok, malım azy borcum ise çok.
Rabhımın oerJığı rızkla yetinirim, ihtiyacım onunla benim aramda kalır
Bunu okuduktan sonra yürüdü gitti ve bir daha ona hiç uğramadı.
Ebu Bekir Cevzakî (k.s.)
kabn Nesa'dadır. Şunu anlatmıştı: Bir gün çölde yolculuk yapıyordum. Ağzım kurudu, takatim kesilmişti. Gelmekte olan bir genç gördüm ve selam verdim. Saygı ve nezaketle selamımı aldı ve “Ya Şeyh, sana ne oldu* dedi. “Susadım, ağzımı ıslatmak için bir hıyarcık istiyorum" dedim. Genç, “Öyleyse yürü" dedi. Sonra “Ardına bak" dedi Gencin sözüne itimadım vardı. “Ardıma baktım. Hıyar, kavun ve turunçla dolu hır bağ gördüm. Bir tarahnı açıp içine girdim. Dilediğimden aldım ve çıktım. Şeyh Ebu Said Ebu Hayr der ki: Bir gün Ebu Bekir Cevzakî’nın evinin kapısına vardım. 0 azametli bir şeyhti. İçeri ginp selam verdim ve “Ey Şeyh! Bize bir hadis yazıp vermez misin" dedim. Bir cüz çıkardı ve “Resulullah (s.a.) Hak Teâlâ’nın iki ordusu var, bin yerde, diğeri gökte. Göktekiler melekler olup alametleri yeşildir. [244] Verdekıler Horasan ordusudur [Horasan erenleri]. Söz konusu ordu şu anda var olan zalim askerler değildir. O ordu sûfiler ordusudur. Bunlar bütün Horasan'ı ve butun dünyayı istila edeceklerdir. Görmez misin ki? Onlardan yolda giden hır cemaat görsen, uzaktan bakınca bir ordu geliyor zannedersm. Bu zan değil, gerçektir ve Hak Tcâlâ onlan böyle gösterir. Hakikatte bu ordu onlardır. Bunlar Hak Te-âiâ’mn erlen [Hak erenler, merdan-ı Huda] olup onu talep eder, onu arar, dünyadan yuz çevirirler ve Mevlâlanna yönelmişlerdir. Onlardan başkası Hak Teâlâ’dan başkasmı ister ve ararlar. Onlar ise Ondan başkasmı asla aramaz ve istemezler. Bun-
329
MKTAHÂTin^UN^
Isr dunyamn emırien w yeryüzünün padi^hUndır Hzikın çogunj bu dır.""
Ehv Bekir Ra/J (k.s.)
Tdkvâ ve mucdhede «jhıhi bınydı, "Şeyhler tçmde ondan daha gozu oiuiı^ tur" denıinvşttr Onu gören her mubtedl ve munt, ibadetinin çoklusuna, sabiTffzİı^na, yanifina re §emAd^kı h2reketiihğıne baJup kendisine tutulur m ^ olurdu. BÂşUngıçt^ nefere çıkmış, Mekke'ye varmış, oradaki sûfi şeyhleHe muş, bir yı] mücjmr hayâtı yaşarniftı.
Şöyle demişti: Mekke'de canım nıkılmıştı. Yemen'e gittim. Bir akçe fiıtıy)|^ BununJâ eski elbisemin yerine yenisini almak istedim. Mekke'ye dönmek uımf» la çıktım. Mekke'ye gireceğim zaman o akçeyi iki taşın arası olan bir yere gonıi|« re üzerine de bir nişan koydum. Şehre girdim. Tavafı bitirdikten sonra £buA« Züccac'a vanp bir mesele sordum, önce dedi git gömdüğün o akçeyi ıhtıyacıoigı iarca. Vardım, dediği gibi yaptım ve geldim. O zaman sorumu cevapladı.
Ebu Bekir Mûfid (k,s.)
b Mahammed bin Ahmed bin İbrahim olup ulu imamdı. Cercerabad fehm ıd!i. Cüneyd ile Yusufbin Hüseyin Râzî'yi, Ebu Osman Hiri görmüş, 364'r4it li etmişti, ömrü uzun, edebi güzel, himmeti yüce ve hali dürüsttü. Şeyh Aaâ famı görmüştü.
ir esen vardı. Bu eserde şöyle yazmıştır: Can çekişmekte olan Ebu Saıd Hır ■t arzu ettiği sorulunca "'Gaflete hasretim var" demişti, m demiş kı: Yusuf bin Hüseyin Rizl diyor ki: “Öyle oldum ki, sözüm tm başka olmuyor/"
Bu kelam en sonunda o pınn dediği gibi olur" demiştir.
Ebl’ Bekir Kask/ (k.s.)
‘ kmnndindi. Ltkın Şinz’dj otururdu. L/lu, muhakkik ve
CVUYAMENKJMİ^IU
Şeyh Ebu Abdullah bin Hiftf anlatıyor. Kasrt bir gun bana; "Kalk, kıra gidelim jjye emretti. Giderken pazar damında tavla oynayan bir topluluk gördük. Kasıl var j], onliTin yanına oturdu, oynamak için elini uzattı. Utancımdan kan ter içinde kal flîiftım. “Halk göre göre yaptığı iş nedir böyle* dedim. Nihayet aşağı indi, tekrar yo Ij koyulduk Satranç oynayan birkaç kışı gördük Kasrf yanlarına vardı. Üıenndt ovun oynadıkları deriyi alıp yırttı. Ağaçlannı sağa sola savurdu. İki kışı kendisine bı ^ çekti. Kasrı, "Verin, şu bıçaklan yiyeyim" diyince adamlann yüreğine bir korku duştu. Oradan savuşup gittiler. Bu konuyu kendisiyle tartışıp: "Onlara gösterdiğin o geniş hoşgörü neydi, burada bunlara palis gibi ve kotu bir şekilde davranman ne?" Şöyle dedi.
- 0 vakit ledûn [tasavvuf] bakışıyla baktım, fark ve sakınca görmedim. Şimdi ilim [şeriat] gözüyle baktım, hüküm gördüm.
Ebu Bekir Mevâzînî (k.s.)
Şeyh Seyrevânı’nin üstadı olup Mısır'da otururdu. Şöyle derdi: fbn Habbaz'ın şunu dediğini duymuştum: Kurban bayramında şeytan taşlanan yere yakın bir yer deydim. Elinde bir testi veya ibrik tutan bir dervişin orada durduğunu gördüm. Şöyle myaz ediyordu: "Mevlâm, [varlıklı] insanlar sana kurban sunarak yakınlığını jtazanıyorlar. Ben ise bir candan başka bir şeye sahip değilim" dedi. Müthiş bir nara atjpcan verdi. [O da ruhunu kurban etti.]
Ebu Bekİr Eşnânî (k.s.)
Şeyh Ebu Abdullah Ibn Hâfîf anlatıyor. Müritlerimden biri gelip şeyh Eşnâni nın damdan düştüğünü, ayağının kınldığını ve ahirete göçtüğünü haber verdi: Olay şöyle olmuş; Kavval bir delikanlı gelmiş, Şeyh Ebu Abdullah’tan gizli, bir şeyler terennüm etmesi için ricada bulunmuşlar. Semâya kalkan Eşnanî coşmuş, kendinden geçmiş, damdan düşüp can vermiş. Şeyh Ebu Abdullah diyor kı: "Olay yenne vardım ve o delikanlı ne okumuştu" dedim. Şu rubaiyi dediler;
Çaresi olmayan hastalık eritiyor.
Öiur%€ derdmd€n oUcek
Şeyh o dehkjmhyı azarladı ve *Bır daha bir zümrenin ^3LSin2 girme* ^ AbduIUh bin Hi/lfkmdmden geçti. Dört gün [246] kendine gelemedi. L'm^^ toprağa rerildıgınden de haben obrudL
ŞryhıduUm şunu föjdemiftır. 'Sıuayan kişi sudan başka bir şeyle rahat ed(^ Dogduğj reİM göstermek dostluğun yolunda gitmekür.’
Ebl Bekir Mecazili (k.s.)
MtMir’da Seyreran/’nin üstadıydı. Diyor ki: Ebu Haşan Müzeyyin'i imtihan tta^ iatedlun. Evine vanp kapısıru çıldtm. 'Ey hane haJkj bana bir şey venniz.* Kulak %, dbn, haıumına: 'Ey inançh hanım, şuna bir şey ver, eğer o Allah’ı tanımış bana gelmezdi.' Yani imtihana kalkışmazdı dediğini işittim. Derhal orayı terkip uzaidaftım.
Ebe Bekir Katrî (k.s.)
Haâz ve Bağdat imamıydı. Hadiste İmam Ahmed bin Hanbel’in öğrencisiydi O-jttpet gdrmûftû.
Demişti ki: Cüaeyd’in şunu söylediğini işitmiştim: "Ey her gün bir işte olanıt far bir günde benim işimde oL "
Kmu Hicn 366/966’de Zilhicce ayında Bağdat’ta vefat etti.
Ebu Bekir Hemeda.\î (k.s.)
Huâejrin Fakir’in şunu söyledipni nakleder. Dervişlik üç şevdir: Ti-I men’i ve cemi terk kimsenin bir şeyine tamah etmemelisin, sana birmdn fgelirse onu reddetmemelisin, ahnca da biriktirmemelisin.
Ebu Bekir Kef^îrî (k.s.)
f'de btr koydur. Demişti la: Uraıloğullannın [şaşkın halde dolaştâkfi : yaparken corum tandır ekmep ve bakla istedi. O anda bakla- tesettür sundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder