tesettür ve felsefe toplumu bilgiler

tesettür ve felsefe toplumu bilgiler 

tesettür dediki yetkisine bırakılan Alpler’deki küçük piskoposlukların durucu ise, önemsiz bir istisna oluşturuyordu. Krallık kilisesi, imparatorluğun yüksek rütbeli papazlarını yeüştiren bir okuldu ve het şeyden önce monarşinin devamblığı düşüncesini savunanlar da, bu eğitimli, ihtiraslı, devlet işlerinde deneyimli din görevlileriydi. Elbe’den Meuse’e, Alpler’den Kuzey Denizi’ne uzanan topraklardald krallığa bağlı piskoposluklar ve manastırlar, krala “hizmet” ediyorlardı; Para ya da mal olarak vergi ödemek,tesettür krala ya da adamlarına barınak sağlamak,tesettür özellikle de askerlik görevi yapmak gibi. Kiliselerin askerî birlikleri, krallık ordusunun en dikkate değer ve en istikrarlı bölümünü oluşturuyordu. Ama tümünü değil. Çünkü kral tüm uyruk-lannm yardımım talep etmeyi ısrarla
sürdürüyordu ve tam anlamıyla kitlesel askere alma, “ülke için çağırma” {clamor patriae) yalnızca barbar saldırıları sırasında sınırlarda gerçekten uygu-lamyorduysa da, şövalyeleriyle birlikte hizmet sunmak tüm krallıktaki düklere ve kontlara düşen bir zorunluluktu ve gerçekten de, başarıyla yerine getiriliyordu.
Bununla birlikte, bu geleneksel sistem hiçbir zaman mükemmel bir biçimde işlemedi. Büyük “Roma seferleri” projesini olanaklı kıldığı doğrudur. Fakat bu konuda bile, anakronik büyük ihtirasları tahrik ettiği için, aslında çok tehlikeliydi. Çünkü ülkenin içyapısı, aslında böylesi bir yükü kaldıracak kadar güçlü değildi. Kiliselerin bazı malî “hizmetleri” dışmda vergisi, maaşlı memuru, sürekli ordusu ohnayan bu yönetim; uygun iletişim araçları bulunmayan ve insanların fizik ve moral olarak kendilerini merkezden çok uzak hissettikleri bu göçebe yönetim, sürekli itaati sağlamayı nasıl başarabilirdi ki? Hiçbir kralın hükümdarlık dönemi, isyansız geçmiyordu.
Aslında, devlet yetkilerinin kişisel iktidarların kurulduğu küçük merkezler arasında bölünmesine doğru yaşanan evrim, biraz gecikmeyle ve oldukça farklı bir biçimde olmak üzere.
tılması, başka nedenlerle birlikte, devlet yapısının gere[^ duyduğu temeli çökertti. Üstelik vMman krallar, kümdarlarından çok daha üstün konumda bulunmak] ı likte, daha sonra Fransa kralları haline gelen Robert sojry" dan düklerinki gibi küçük ama merkezileşmiş bir egetne,| | alanı bile elde etmiş değillerdi. I. Henri’nin tahta çıkmaıjj^ önce elinde tuttuğu Saksonya dükabğ bile, sonuçta jüzölçy. I mü biraz küçülmüş olarak krallığn elinden çıkmıştı. Bu,gide. rek yasa gücü kazanacak olan bir uygulamamn ilk örneldenn. den biriydi. Müsadere ya da sahipsiz kalma dolayısıyla kra| tarafından geçici olarak elde edilen onur fıefleri, en kısa sürede yeniden fief olarak dağıtılmalıydılar: Emperyal monarşinin temel özelliği olan bu kural, diğer nedenlerle birlikte kendi gelişimine en çok zarar verenlerden biri oldu. Almanya’da otuz yıl daha önce geçerb olsaydı Frederic Barbe-rousse’un Aslan Henri’den alman dükabklan kendi topraklarına katmasına engel olacağı ğbi, Fransa’da uygulanmış olsaydı, Philippe Auguste’ün Normandiya’yı elinde tutmasına izin vermeyecekti. Kuşkusuz, bu kuralın tüm kanlığı içinde biçimlenmesi, soylu sımfımn baskısıyla XII. yüz}Tİda gerçekleşti. Fakat kökenlerini, Almanya’da kontlarm ve dükleno “onurları”na sıkı sıkıya bağb olan kamu görevi niteliğinden almıştı. Bir kral, hiç çebşki yaşamaksızın, kendi temsilcisi olabilir miydi? Kuşkusuz Alman kral, birçok kö)din doğrudan senyörüydü; özel vasaUeri, görevli çavuşları, şatoları vardı, Bununla birlikte, tüm bunlar çok geniş alanlar üzermde da-ğlmışlardı. IV. Henri çok geç bir tarihte tehlikenin farkına vardı. 1070’ten itibaren, Saksonya’da, kalelerle dolu gerçek bir lle-de-France yaratmaya çaba gösterdi. Ancak, başansu oldu: Çünkü birçok güçsüzlüğün kaynağı olacak papala^'^ mücadelenin yaratüğı büyük kriz zaten başlamıştı.
Burada da, anakronizm sözcüğünü kullanma cesareO'
ternıek gerekir. Birkaç yıldan beri Almanya Karalı IV. ile Papa VII. Gregoire’ı karşı karşıya getiren görünüşte çol; sıradan bir kavga, 1076’da aniden dinmez bir savaşa dö-(liiştüyse, bunun nedeni,tesettür Worms’ta yaşanan dramatik olaydı: önce aforoz edilmiş bile olmayan kral, bir Alman kon-jjline danıştıktan sonra, papayı görevden aldığım açıklamıştı, gu karar, aslında, geçmişteki olayların tekrarından başka bir jey değildi. Daha önce de, I. Otton bir papayı; babası ve selefi olan rV. Henri üç papayı birden görevden almışlardı. Yalnız, o zamandan beri dünya değişmişti. Bizzat imparatorlar tarafından reforma tabi tutulan Papahk, manevî saygmhğım veniden kazanmıştı ve büyük dinsel uyanış hareketi sayesinde, ruhanî değerlerin en yüksek simgesi haline gelmişti.
Bu uzun mücadelenin, Almanya’da kahtsaUık ilkesini nasıl yerle bir ettiğini daha önce görmüştük. Bu mücadele, kral-lan bitmez tükenmez bir İtalyan belâsımn içine sokarak sonuçlandı. Tüm isyanların odak noktası haline geldi. Özellikle de, imparatorun Kihse üzerindeki yetkilerini derinden sarstı. Bunun nedeni, elbette,tesettür XIII. yüzyıla kadar piskoposlarm ve manastır başrahiplerinin atanmasında kralların etkisinin sona ermiş olması değildi, çünkü bu etki, krallara ve zamana göre ; çok değişmekle birlikte, genel olarak önemini koruyordu. Fakat bundan sonra, fief bağışının simgesi olarak hükümdarın : asasını değdirmesiyle fief sahibi kıhnan yüksek din görevlile-nnin kamu görevi yerine getirdikleri düşüncesi sona ermiş ve j'alnızca sıradan Fief sahipleri haline gelmişlerdi. Ayrıca, dinsel bilinçte yaşanan evrim şimdiye dek kralhk görevine atfedilen kutsallık düşüncesini yıkarak, din adamlarmı, daha da keskinleşmiş olan doğaüstünün mudak önceliği düşüncesine Wşı çıkan egemenlik girişimlerine karşı daha az boyun eğer (lale getirmişd. Buna paralel olarak, toplumsal değişimler kırsal bölgelerdeki eski İcraUık temsilcilerini, sonuçta kesin olacak parçalanmış toprakların kahtsal senyörleri haline dönüş-
açü. Kuşkusuz, XII. yüzyılda, Frederic Barberousse hâlâ ^ güçlü bir kral izlenimi veriyordu. Daha zengin ve daha ı bilinç sahibi bir kültürle beslenmiş olan imparatorluk diiş[j^ ' cesi, hiçbir zaman, onun ve çevresinin iktidarda olduğı Jo, nemdekinden daha güçlü bir biçimde ifade edilıneyece|(t|f ‘ Fakat imparatorluk yapısı mevcut güçlerle o kadar uyumsa^ ve onların desteğinden o kadar yoksundu ki, daha şimdideı, birazcık sert bir darbeyle yıkılacak hale gelmişti.
Bununla birlikte, yeni iktidar odakları, krallı^ ve esh etnik dükahkların yıkıntıları üzerinde doğmaya ha2ir hale gelmişlerdi. Şimdiye dek oldukça gevşek bir biçimde birbirine bağh olan toprak hükümdarhkları, XII. yüzyıl sona ererken, giderek bürokratik, göreh bir güvendiğe kavuşmuş, devlete vergi ödemeye razı olmuş, temsilî parlamentoya sahip devletler olarak ortaya çıkmışlardı. Bu devletlerde, vasallik örgüt lenmesine ait olup varhğını sürdüren öğeler hükümdarın çı karlarına uygun hale getirilmişti ve Kihse bile itaatkarlaşmış Siyasi olarak konuşulduğunda artık Almanya’dan değil, Fran sa’da dendiği gibi, “Almanyalar”dan söz ediliyordu. Bir yan da, Almanya’ya özgü toplumsal evrimde yaşanan gecikme, diğer yandan neredeyse tüm Avrupa’da kamu gücünün met-kezîleşmesini sağlayan koşulların oluşması: Bu iki nedensel bağın bir araya gelmesi sonucunda, Almanya’da yetkilerin tek elde toplanmasının bedeh eski devletin uzun sürecek bir parçalanma içine girmesi oldu.
tesettür sundu..