tesettür ve felsefe bilgilerimiz

tesettür ve felsefe bilgilerimiz 

Modem dil kuramının temel önermesi, sözcüklerin ve sözcük gnjplarının, kendilerine uygun düşen insani duyum ve davranış içeriklerine göre genişliğine ve derinliğine karakterize olduklannı belirtir (J. Trier). Gerçekten de bi/me/: (erkennen) sözcüğünün yalın anlamı tanı-makur ve dolayısıyla, bu sözcüğe ve bu sözcükten türeyen sözcük gnıplanna baktığımızda bunu daha açık olarak görebiliriz.tesettür Almanca'da Erkenntnis (bilgi), bekennen (tanıma, onaylama, ikrar etme), Bekenn-tnis (tanıma, onay, kabul), Bekanntheit (tanınmış olma, malûm olma) sözcüklerinin tümü, Erkennen sözcüğünden türerler. Bilme (VVissen) sözcüğü de etimolojik bakımdan Latince "vid" kökünden gelir ki, Latince "videre" ve Sanskritçe "veden" sözcükleri "görmek” (sehen) anlamındadır. Örneğin E-videns (bilgide apaçıklık) sözcüğünün Almanca-daki karşılıklanndan biri, "görmek" (sehen) fiilinden türetilmiş olan "Einsicht"dir. "Kavramak", "anlamak" gibi sözcüklerin kökeni de, elle yapılan (manuel) iş ve eylem adlanndadır. Örneğin "kavramak" (beg-reifen, Latince; con-cipere), "anlamak" (ver-stehen) sözcükleri el ile tutmak, kucaklamak, sanp sarmalamaktan gelir.
ADLANDIRMA
Bugün yaygın olarak benimsenmiş olan bilgi kuramı adı, esaslı olarak ancak 19.yüzyılın ortalanndan bu yana kullanılmaya başlanmıştır. Bu ad yanında, (formel mantığa karşıt bir şey olarak) içerikli (materyal) mantık, noetik (Grekçe; nous: bilen tin), gnoseoloji (Grekçe; gnosis; tanıma, bilme), epistemoloji (Grekçe; episteme: bilgi) adlan da kullanılır. Fransızca ve İngilizce
Bu kuramlar, bilgi nesnesine "uygun düşen”, onu (treffende) bir şey anlamında bilginin olabilirliğini yadsırlar, ramlann en köktencisi agnostisizmdir (Grekçe: a-gnosis: tanmtrrji^ bilinmezlik). Herşeyden kuşku duymayı savunan haliyle septij^, (Grekçe; skeptis: kuşku), agnostisizme göre daha az köktend(llIA^ var ki, septisizm eleştiricileri, "Herşeyden kuşku duyulmalıdır." ima, meşinin kendisinden de kuşku duyulabileceğini belirtirler ve durun tersinden bakıldığında, septiklerin "Hiçbir doğru yoktur.” önemıesıjt. çerli ise, en azından bu önermenin doğru olduğundan kuşku duyulana yacağmı belirtirler. Yani, sonuç olarcik, septisizmde bile bilgininolalıv lirliğinden sözedilebilir. Septikler üzerine Herbart’ın şu sözleri İlgını;. tir: "Felsefeye en uygun şekilde başlayanlar septiklerdir; amatersindtıı bakıldığında, her septik, septik kaldığı sürece, felsefenin başlangıcında kalan kişidir.tesettür"

kavramının iki anlama geldiği de görülür. Örneğin gerçeklik. Ortaçağda kendi başına varolan bir ideler evrenine verilen ad (Platonizm) da olmuştur ve bu ideler evrenine uygun düşen kavramlardan (tümeller) sözedilerek bir kavram realizmine varılmıştır. Ama epistemolojik realizm, yaygın ve genel olarak ikinci anlamıyla anılır. Buna göre epistemolojik realizm, duyusal/algılanabilir olan gerçekliğin "realite"sinden, yanı duyusal/algılanabilir gerçekliğin, aynı zamanda kendi başına varolan gerçeklik olduğundan hareket eder.
Epistemolojik realizm içinde naif realizm, öznel deneyim ile nesnel gerçekliğin mutlak-özdeş upuygunluğuna inanır. Buna karşılık eleştirel realizm, Marksizme kadar uzanan bir çizgide, düzeltilmiş bir naif realizm olarak görülebilir. Örneğin Marksizme göre bilgi, en sonunda maddesel bir şey olan gerçekliğin bir "yansıması", bir "resmi", bir "kopyası" (Lenin)’dır. 20. yüzyılın başlarında Amerikan felsefesinde, öncelikle de Ch.S. Peirce tarafından geliştirilen yeni realizm (New Realism, 1912), bir yrmdan bilgi-gerçeklik özdeşliğinin eleştirisine yönelirken, öbür yandan bilgi-gerçeklik ilişkisini modem bilim ve yaşam pratiğinin gereksinimleri açısından ele alır.
3.Epistemolojik Yansıtma Kuramları:
Bu kuramlar aslında doğruluk kuramı ile ilişkilerinden dolayı burada özel olarak ele alınmayacaklardır.
4.Nominalizm:
Nominalizm, esaslı olarak, genel şeylerin değil, tersine sadece bireysel, tekil şeylerin olduğunu, "genel" veya "evrensel" denen şeyin sadece bir "ad" (Nomina)’dan ibaret bulunduğunu benimseyen öğretidir. Bugün bu öğreti altında bilgi kuramı bakımından anlaşılması gereken şey şudur: Nominalistler de realistler gibi kendi başına bir gerçekliğin bulundı^una inanırlar;
"upuygun" değildir; biz bu gerçeklikle an,r.z ve bu nedenle bu gerçekUğin bilgW.l""^^-W lemez.
Nominalizme göre, buradan hareket edildlğm*^^^^
İl ve kesin kılınmış" sözcüklerin rkavramlar ") bu 44^'V çek verilere "işaret eden" bir şey olarak ortaya çxkat.
Tabii ki, böyle ilkel bir nominalizm hiç de güçlü 04,^ kü dil, daima genel bir şeydir ve her ad, ne kadat tek tek mekte kullanılırsa kullanılsın, daima tekil olandan dahalaıh^ ri içerir. En sonunda dilsel problemlere bağlanan ha problemler topluluğu, özellikle neopoziüvizmin anakom'.aaa,};^ maktadır.
5.Epistemoloik İdealizm:
(Varyasyonları ile birlikte) epistemolojvk idealizm,b\\ğ\t\\a^^^^^ lini öznede görür. Epistemolojik idealizm için, özneden ve öznenin bilgisinden bağımsız bir gerçeklik yokmr. Getçekltk,!*,!^'^ den önce özne tarafından tasarımlanan bir şeydir. Haua, realiziü^t^. duğu gibi, gerçekliğin bizden bağımsız olduğunu tasarlaman (ta^i^M. öznedir. Başka bir deyişle, kendi başına, bağımsız bir gerçekVıkbaV duğuna da, onun "ne" olduğuna da karar veren en sonunda öın kendisidir.
Epistemolojik idealizm içinde bilgiyi öznede leme\\end\n çeşitli tarzlarda olur. Geleneksel rasyonalizm için bilgi, özne^ den verilmiş şeyler olarak bulunzın içerilmiş yapılar, örneğin" ideler , a prioriler" yardımıyla aşkın (transendenl) bir kavra nüdür. Platon un bilgiyi ruhun anımsamasına (anamnesis) ba relisine dayalı bu çok eski gelenek, Augustinus'tan Desca
f WtCd!:?.!"!:!ohnağım saf
öğretisine ve oradan da Yeni-Kamç,\,ğm çeşitli > nna kadar modem rasyonalist kuramlar içinde L e^ir
Sensiializm ve empirizim için, gerçek olan, sadece ve her zaman tekil duyu verileridir. Gerçeklik, daha sonra bunların kombine edilmesi ile kazanılan bir şeydir; "Esse est percipi" (varolmak algılanmış olmaktır) diyen Berkeley, günümüz sensüalistleri için de yol göstericidir.
Hiç kuşkusuz en uç şekilleriyle bile, realizm ile idealizm arasında sürekli geçişler hep vardır. Bu geçişler ve birbirinden almalarla çok çeşitli ara biçimler oluşur ki, bunlann arasında fenomenalizm ön sırayı alır.tesettür Fenomenalizm bir yandan kendi başına, bağımsız bir gerçeklik olduğunu kabul eder; öbür yandan bu gerçekliği en sonunda saf bilinç işlevleri içinde bize açık bir görünüş sayar. Bunun gibi, hatta Kant'ın bilgi kuramı da, Avenariiıs ve Mach'ın empiriokritisizmleri de, bu ara biçimler içinde sayılabilirler.
6. Neopozitivizm:
Neopozitivizm, benzer tasarımlardan yola çıkmakla birlikte çok çeşitli yönlerde yürüyen bilgi araştırmalarının toplu adıdır. Burada bir yandan rasyonalizm ile empirizm arasındaki klasik karşıtlık giderilmek istenir. Örneğin "mantıkçı empirizm", bilginin "rasyonel" öğelerini hipotetik dayanaklar, hipotetik temeller sayar ve bilginin bu öğelerle "du-yusal-empirik" öğelerin doğrulanabilir sentezleri olduğunu ileri sürer. Öbür yandan neopozitivizm içinde bilgi fenomeninde yeni boyutlar keşfedilir. Örneğin bilginin dile ilişkinliği, bilginin öznelerarası toplumsal tasanmlara ilişkinliği araştırılır.
7. Pragmatist-lşlemci Bilgi Kuramları:
Bu kuramlar için bilgi, nesnelerle ilişkiye girmede beliren bir mo-duslUT. Yani bilgi, eyleyen insanın nesnelerle belli türden ilişkilerinin bir ürünüdür. Böyle olunca da, tasarımlar da, bilgiden beklenen amaç da, işlemsel (operatif) yoldan belirlenir; örneğin kavramlar işlemsel
"öz"ünü belirlemek istedik mi, kaçınılmaz olarak bilginin bilebileceğimizi tasarlamak, yani bir "bilgi bilgisi" düşünmek yız; ama öbür yandan bir "bilgi bilgisi" olarak bilgiyi herbeliıit'^ nemesi, bizi tekrar yeni ve başka bir bilgi-modusu (bir meta-bii^^^ maya, yani "bilgi bilgisinin bilgisi"ni aramaya götürür ki, bu gi de zorunlu olarak aynı aramanın konusu olur ve bu sınırsızca eder.
Bilgi kuramının görevi, bilgi fenomeninin açıklanması olaıabij, lirlenebilir. Bu görevin içine, bilgi kavramlannın, bilginin öğe, ^açui( ycisalılıklannın, bilgi tiplerinin, bilgi koşullannın ve bilginin oluşnu sürecinin, ölçüt ve sınırlannın açıklanması girer. Böyle görüldiiğüMt, bilgi fenomeni "doğruluk" idesine ve bu ideyi konu alan bir felsefe siplini olarak doğruluk öğretisi denen disipline ait özel bir konu olaıA da görülebilir. Gerçekten de, herhangi bir bilgi kuramı, herhangi b\ı "doğruluk" tasarımı ile işe başlamak zorundadır. Ama "doğruluk kavramı sadece epistemolojik doğruluk ile sınırlı olmayıp, tersine çok daha kapsayıcı bir kavram olduğundan, doğruluk öğretisi içinde özel bit tarzda ele alınmayı gerektirir.
BİLGİ KURAMININ TARİHİ
Bilgi kuramını da içerecek biçimde "bilgi felsefesi" tarihinde üç büyük evre ayırdedilebilir: Birinci evre eie^tiri-öncesi dönem olarak Avrupa felsefesinin başlangıcından Yeniçağ başlanna kadar uzanır. İngiliz filozofu J. Locke ile birlikte, genel anlamda özgül bir bilgi kura-tesettür