tesettür ve felsefe bilgileri
ama bunlar daha çok, bizim yommlanmız içindeki ideaf sistemi içinde görülmelidirler. Başka bir deyişle, bizler ve tekrar-kendine aitlik (özgüllük) boyutları içine sokamad\|,'|^'^ ce, deneyimlerimiz üzerine hiçbir anlamlı yoruma ulaşama^ıj'^(özne) olarak bizler, aslında evrensele ve terar edebilene kil ve yeni olanda kavranamayan ve irrasyonel olan bir ^ey ma.
Biz metafizikte, gerçekliğin temel özelliğini yakalamaya Kendimizin bulduğu farklılıkları, gerçeklikteki farklılıklar Parmenides'ten N. Hartmann'a kadar çok etkili olmuştur.tesettür Amae\ren^, li Platonculann yaptığı gibi varlık olarak kabul etmekle ne kazandıklti Sözel varsayımlara dayalı ve bir dil eleştirisi önünde balon gibi»% veren tezler üzerine sonuçsuz kalan, verimsiz ağız kavgalanndanbj^. ka hiçbir şey. Biz artık kendi kategorilerimizin varlık kategorileri k-ğil, tersine cum fundamento in re olarak yorum kategorileri oldukları m görmek ve kabul etmek zorundayız. Varlık kategorileri, metafizik^-lerin savunduklan gibi, ne algılanabilir türdendirler, ne de aklmıızk zihinsel bir görü ya da sezgisel bir anlayış yetisi ile bize açıktırlar. Onlar, gerçekten anlaşılmak isteniyorlarsa, algıya dayalı bir yorum içindt anlaşılamazlar. Onlar bizim doğa ve tarih içinde kazandığımız fiim de-neyimlerin bir düzene sokulması için vazgeçilmez koşullardır. Metafizik, artık Aristoteles'ten beri arzu edilegelen şey, yani varolan olarak varlığın bilimi olamaz; o, varlığın anlamı hakkında bir bilme türü ol-makla yetinmelidir; yani tüm özel bölümleriyle varlığın ifade ettiği anlam üzerine kapsayıcı bir yorum denemesi olmayı öğrenmelidir.
Bu nedenle, kendine aitlik (özgüllük) ve tekrar karşıtlığını varlığın tüm basamaklannda izlemek önemli bir metafiziksel görevdir. Ben bu
konuyu bir başka konumda araştırmıştım (Archiv für Philosophie, Ja-nuar, I956). Burada sadece vardığım bazı sonuçları derleyebileceğim. "Yaratma", "yaratıcı gelişim" ve "türlerin ortaya çıkışı" gibi terimler çözümlenmeye başlandı mı, kendine aitlik (özgüllük) ve tekrar olgusunu hemen karşımızda buluruz. Onlar birbirlerine bağlıdırlar ve ancak bir arada anlaşılabilirler. Tekrar edilebilirliğin olduğu yerde mutlaka bir kendine aitlik vardır ve ancak kendine ait olana geri gidilebilen yerde gerçek bir tekrar vardır. Kendine aitlik, bu nedenle zaman içinde belli bir başlangıç olmaktan farklı bir şeydir. Kendine aitlik (özgüllük), bir öğenin, bir işlevin, bir edimin, bir konumun, kısacası, daha önce orada olmayan bir şeyin yeni bir şey olarak görünüme ya da varoluşa çıkmasıdır. İşte bir kendine aitliği ya da kökeni-kendinde-olmayı bir başlangıçtan ayıran, bu özelliktir. Başlangıçta kaos vardı.tesettür Ama kendine aitliğin, kökeni-kendinde-olmanın olduğu yerde bir kozmos vardır. Bu, her kendine aitlikte olduğu gibi, türlerin kökeninde yatan olağanüstülüktür. O, gerçekten de bir "sıçrama"dır. Orada birdenbire herşey şekillenir. Doğa ve tarih, derin bir görünüm içinde birarada bir birlik oluştumrlar. Burada olduğu gibi orada da kendine aitlik, formların ilk kez ortaya çıkışı ve kuşkusuz öncelikle belirli bir alanın temel formla-nnın ortaya çıkışı vuku bulmuştur. Çünkü canlı doğanın gözlenemez çokluğu nasıl ki bu doğadaki şekillerin belirli temel formlara bağlı yapısal yasalara göre düzenlendiği söylenerek görülenebiliyorsa, tarihin kaosu da, şimdiki kuşağın yaşam biçimine egemen olan konum ve formlardan kalkılarak, yorum yoluyla bir kozmosa dönüşür. Kendine aitliğin formu gibi, tekrarın formu da alandan alana değişir. Onun ilksel formu, gerçeklikte sadece yaklaşık olarak ve parçalı biçimde bize özdeş görünen şeyin tekrarıdır ve onun en yüksek formu, Kierkega-ard'ın "Tanrı önünde tekrar kendi olma" dediği varoluşsa! tekrardır. Tüm durumlarda, tekrar, zamana bağlı bir yapısal sürecin özdeşliğine işaret eder. Anorganik alanda o, kendini akım, dalga ve yıldızlann hareketi olarak gösterir. Dünya bir yılda güneş çevresinde kurala uygun bir yol çizer. Bunun gibi o, güneşe göre aynı zaman ve yer konumuna
dan etkilenmeleriyle sürüp gider. Gündüz-gece ritmi eık ' ritmi, ışık-renk ritmi, tek hücreli organizmalann ritmi^H. mevsimlerin ritmi, kış uykusu, kuşlann mevsimlik göç da bitkilerin açması... Tüm bunlar, kalp atışlannın temel ğerlerin solunum ritminde ya da medüzlerin hareketlerinde tek^ '^ lenebilir. Tekrar, insani alanda da temel bir role sahiptir. Bur\uw kendi deneyimleriyle bilir. Bu yüzden Freud'un tekran psikoitı^ bilinçli olarak neden kullandığı da anlaşılabilir. O, Charcot'nun*^ nozla anımsatma" yöntemi yerine "çözümlenebilir tutamlan ve mşlan tekrarlatma" yöntemini koyar. Freud şöyle der; "Tekrar, do^ için unutulmuş geçmişin yeniden gün ışığına çıkaniması demekde|ıi, dir; daha çok, aynı zamanda bugünün de gün ışığına çıkanlmas\d«;
Burada da tekrar ve kendine aitlik bağlamı kendini gerçekleştirmekit-dir. Psikosomatik tekrar, konumsal kaldığı ve organizmanın bu konuma bağlı durumunu düzenlediği sürece, yapıcı bir etkinliğe sahiptiı,
Ama bu tekrar parçalı kaldığı ve bir nevroz zorlaması ile olduğu sürece kınp dökücü ve dağıtıcıdır. Böylece, kendine aitlik ve tekrar, sadece gerçekliğe götüren kategoriler değil, aynı zamanda verimli ara^tıı-malar için zemindir de. Bu konuda Hermann Weyl’in simetri üzerine yaptığı incelemelere değinmek yerinde olur (Princeton 1952). Wey\,si-metlinin dayandığı temel konumsal ilkeyi, matematiksel bir bakış açısından kalkarak araştırmayı denemiştir. O, simetrinin anorganik, organik doğada ve sanatta ne gibi formlar içinde ortaya çıktığını bulmaca çalışmıştır. Buna göre, tüm simetri formlarının temelinde yatan ide, öğelerin şekillendirilmesi (confıguration of elements), yani değişmez-likiiT. Öyle ki, simetri, aslında kendi başına yapılan
lir. O, zorunlu olarak birbirlerini bütünleyen perspektiflerden söz etmektedir. Ama o, aynı zamanda perspektiflere bağlı dönüştürmelerde ortaya çıkan değişmezleri de bulmayı denemektedir. Öyle ki, bu değişmezler, aslında varlık olartık araştırılmak istenen şeyi betimlerler. Bizim vardığımız bu sonucu başka bir şekilde ifade etmek de olanaklıdır. Jaspers,tesettür varoluş aydınlatmasını, felsefenin temel görevi olarak gösterir. Ama bir varoluş aydınlatması bağlaşık bir varlık aydınlatması olmaksızın verimli olabilir mi? İnsan bir yalıtım içinde varolamaz, tersine, o evren bilmecesi üzerine kendine ait bir yanıt verebilir ve o varlığın ken-diliğindenliğine ancak bu yolla açıktır. İnsanın metafizikse! yanıtı varlık aydınlatması içinde oluşur ve bu da ancak, kendine özgü bir varlık olan insanın tüm varlıkla ilişkiye girmesi demektir.
kaynaklar
ÖNNOT
Metafizik kavramı, biç de sınırlan belli bir kavra yüzden, burada I9.yüzyılın ortaJarma kadar fiIoEoflann°N nın çoğunu kaynak olarak göstermek bile olanaklıdır. Aristotelesçi-Thomasçı gelenek içinde tanımlarsak, kuşkusu^''*'^: belirli bir kitap listesi verebiliriz; ama bu durumda bu konud^^ bakış açılan dışta kalmış olur. Son olarak, metafizik hakkmdal^ bir tanımdan hareket edilerek de bir kaynak seçimi pekala yap,u Aşağıdaki liste bu durum gözönünde tutularak en yararlı olabi^' kilde düzenlenmiştir.
TEMEL YAPITLAR
Metafiziğin ne olduğunu bilmek isteyen kimse, aşağıdaki kijjj metinleri okuyarak işe başlamalıdır:
PLATON, Phaidon (MEB yayını olarak Türkçeye çevrilmiştir), PLATON, Timaos.
ARİSTOTELES, Metafizik (Türkçe çevirisi, Ahmet Arslan taıj. findan yapılmıştır. E.Ü. Ed.Fak. yayım, İzmir 1985 -çev-).
PLOTİNOS, Enneadlar (Bkz.: Ortaçağda Felsefe, B. Çotuk» ken/S.Babür, Ara Yayıncılık, 1989 -çev-).
DESCARTES, Meditationen (MEB yayını olarak "Metafizik Düşünceler" adıyla Türkçeye çevrilmiştir, -çev-k
SPINOZA, Ethica (MEB yayını olarak "Etika" adıyla H.Z. Ülken tarafından Türkçeye çevrilmiştir, -çev-).
LEIBNIZ, Monadologie (MEB yayını olarak "Monadoloji" adıyla Türkçeye çevrilmiştir, -çev-).
SCHOPENHAUER, kPe// zz/j kP/7/e «/ız7 Vorstellung (İstenç ve Tasanm Olarak Evren).
STENZEL, J., Metaphysik des Altertums, München 1931 DEMPF, a., Metaphysik des Mittelalters, München 1930 HEİMSOETH, H., Metaphysik der Neuzeit, München 1929 Aynca; Ritter, Erdmann ve NVindelband'ın büyük felsefe tarihlerinde konuyla ilgili geniş malzeme vardır.
METAFİZİK ELEŞTİRİSİ
KANT,, /. Prolegomena zu einer jeden Metaphysik, die als Wis-senschaft wird auftreten können, (yayıncı: K. Vorlaender), 6.baskı, Le-pizig 1920 (loanna Kuçuradi ve Yusuf Örnek tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Ankara 1983 - çev -).
KANT, 1. Kritik der reinen Vernunft, Riga 1787, 2.baskı (Bkz: Kant'm Yabamı ve Öğretisi, E. Cassirer, çev. Doğan Özlem, E.Ü.Ed. Fak. yayını İzmir 1988 -çev-).
CARNAP, R. Scheinprobleme der Philosophie, Berlin 1928.
GÜNÜMÜZDE METAFİZİK BERGSON, H., Einführung in die Metaphysik, Jena 1912. BERGSON, H., Schöpferische Entwicklung, Jena 1912 ("Yaratıcı Tekâmül" adıyla M. Şekip Tunç tarafından Türkçeye çevrilmiştir, MEB. yayını 1986, 2.baskı -çev-).
HARTMANN, N., Zur Grundlegung der Ontologie, Berlin 1935. HARTMANN, N., Der Aufbau der realen Welt, Berlin 1940. HEIDEGGER, M., Sein undZeit, Halle 1927.
HEIDEGGER, M., Was İst Metahpysik ?, Frankfurt 1949, 5.baskı (Yusuf Örnek tarafından çevrilmiştir, -çev-).
HIEDEGGER, M., Einführung in die Metaphysik, Tübingen 1953. HUSSERL, E., Cartesianische Meditationen und Pariser Vortrae-ge, Haag 1950.
HUSSERL, E., Erste Philosophie, Haag, 1956 ve 1959. LAVELLE, L., Introduction a l'Ontologie, Paris 1947. MARİTAIN, J., A Perface to Metaphysics, London 1939.
MARCEL, G., Le mystere de l'etre, Paris 195]
PEARS, D.F., (yayıncı), The NatureofMetaphysk (Oxford Analitik Okulu yandaşlanyla metafiziğin anlarJ’N lan radyo konuşmaları).
V/HITEHEAD, A.N., Process andReality, Cambridge
BU YAZIDA SAVUNULAN GÖRÜŞLER iç(|^ HEINEMANN, F., Odysseus öder die Zukunft der Phn^ (Bermann-Fishercs Schriftenreihe "Ausblicke"), Stockholm 1939 HEINEMANN, F., Jenseits des Existentialismus, Stuttgaıt iı^. HEINEMANN, F., Man the Believing Animal. The Hibben)^ nal, 1954.
HEINEMANN, F., Philosophie undgeistige Führerschafı,y^ hrift fiir philosophische Forschung, 1955.
HEINEMANN, F., Ursprung und Wiederholung, ArchivfiiıPij, losophie, 1956.
MARTIN, G., Einleitung in die Allgemeine Metaphysik. Köb 1957..
SCHULTHESS, R., leh, Freiheit, Schicksal, Tübingen 1959. JACOBI, G., Ontologie der Wirklichkeit, Halle 1921. MOSER, S., Metaphysik einst undjetzt, Berlin 1958 (kitabınözellikle "Doğa Metafiziği" ve "Teknik Metafiziği" başlıklı 7. ve 8. bölümleri).
1960'LARDA DURUM
KLIBANSKY, age., cilt II, "Metaphysik und AnaJysis", 1958. STRAWSON, P.f., An Essay in Deseriptive Metaphysics, London
1959.
BLOCH, E., Das Prinzip Hoffnung, Frankfurt 1959. TEILHARD de CHARDIN, Eucres, Paris 1955. WAGNER, H., Philosophie und Reflexion, Münehe-:tesettür
