tesettür ve felsefe toplumu

tesettür ve felsefe toplumu

 tesettür diyorki zaman zaman, bazen özel olarak şu ya da bu bölgede L de ve genellikle daha sık olarak tüm imparatorlukta uyg^ mak üzere geniş çapb barış yasaları yayınladıklarına tanıla maktayız. Burada, saf ve basit biçimde eski uygylamalatagj^ dönüş söz konusu değildir.tesettür Lorraine yoluyla yaydan Ftan barışlarının etkisi, bir zamanların çok genel kanunnaıtelff nin yerine, giderek daha ayrıntıb bir sürü kuralın geçmesi,, neden olmuştu. Bu konuda o kadar ileri gidildi ki, bu metu lere, ilk amacıyla uzaktan yakından hiçbir ilişkisi kalman^ her türden hüküm sokma ahşkanbğı giderek yerleşti, X]I[ yüzyılın başında Souabe’h bir kronikte, haklı olarak, “Almaa. lar’ın
kullandıkları tek yasa, Friedesbmfe'\tt^î” denmektedir'* Longuedoc’ta hükümdarhk vergisinin ortaya çıkmasına nt den olurken, Almanya’da kraUık yasamasının yeniden do|t. şuna yol açmak; konsiUer ve yeminh birlikler tarafından b canan çabaların sonuçlarından elbette en çelişkisizi bu de-ğüdi.
X. ve XI. yüzyıl İngilteresi’nin de kendine özgübanşfc ükleri, ''guilde’leri vardı. 930 ve 940 y^ıllan arasında yazılı Wt getirilen Londra Barış Birhği’nin statüleri, güvensizlik ve şiddeti yansıtan olağanüstü belgelerdir; Kabataslak bir adalet»! konusuydu; hayvan hırsızlarının peşine düşerken, insan b dişini kahramanhklarla dolu “Sınırlar” çağında. Uzak Batfı öncülerinden biri olarak hayal etmez miydi? Fakat burada» konusu olan, sert bir topluluğun tamamen laik güvenlik ifr zenlemeleri ile birhkte kralı ve piskoposları bile dehşete dü şürmekten geri kalmayan kanh bir serdik içinde (meonind! bunu kanıtlamaktadır) halka uygulanan ceza yasasıydı. hukukuna göre, ''guildes'’ adı verilen örgüder,akrababkbafi''' dışında ve bir ölçüde onların yerine geçmek üzere
VI., C. XXIII, s. 361. Bkz. FRENSDORFF içinde Nachr. Von dtrK^L PhU. hist. KJ., 1894. Aynı dönüşüm Katalonya ve Aragon’da da yer aldı.
özcrür insanların yer aldığı birliklerdi. Bir yemin, pagan dönemdeki dinsel törenlere eşlik eden şölenleri anımsatan ve düzenli aralıklarla gerçekleştirilen içki âlemleri, bazen ortak bit kasa, özellikle de karşılıklı yardımlaşma bu birliklerin temel özellikleriydi. Londra birliklerinin kararlarında, “intikam için olduğu gibi, dostluk için de, başımıza ne gelirse gelsin beraber olacağız” denmektedir. Kişisel bağımlılık ilişkilerinin kıtaya göre çok daha geç bir tarihte ortaya çıktığı İngiltere’de, çok yaygınlaşmış olan bu gruplaşmaların, Karolenj devletin-dekilerin tersine,tesettür yasaklanmaları söz konusu olmadığı gibi, düzeni sağlamak konusunda bunlardan destek almayı uman krallar tarafından gönüllü olarak tamnmışlardı. Soya ya da lorda karşı sorumluluk yerine getirilmediğinde, ‘‘'guilder üyeleri için, birbirlerine karşı olan sorumlulukları bunların yerine geçiyordu. Norman fethinden sonra çok güçlü bir krallık kurulduğunda, Anglosakson gelenekten bu karşüıldı yardımlaşma alışkanbğmı devraldı. Fakat sonunda, bunu, tarihini daha önce ana batlarıyla çizmiş olduğumuz frankpledge adı altında, )tni senyörlük sisteminin çarklarından biri haline getirdi^“. Özgür insanların ortak eyleminin şefin iktidarı önünde tam anlamıyla boyun eğmemiş olduğu bir rejimden doğrudan çok kaü bir kraUığa geçen Ingüiz toplumunun kendine özgü evrimi içinde, Fransız tipindeki barış kurumlan kendilerine bir yer edinme olanağı bulamamışlardı.
Aslında kıtada büe, konsiUerde ve sözleşmelerde çok yoğun bir coşku ile ortaya konulmuş olan barış özlemlerini gerçekleştirmek, sonuçta, kaçınılmaz bir gereklilik olarak güçleri bir araya getirme işini başaran kraUıklara ve toprak hüküm-darlıJdarına nasip olmuştu.
İkinci feodal çağ boyunca, o zamana kadar aşın derecede parçalanmış olan insanları yönetme yetkisinin, her yerde, daha geniş kurumlarda yoğunlaşmaya başladığı görülmektedir: Kuşkusuz bu kurumlar yeni değillerdi; fakat eylem kapasiteleri gerçekten yenilenmişti. Almanya gibi çok açık istisnalar bile, devleti yalmzca krallık kavramı içinde düşünmekten vazgeçmek istendiği andan itibaren, yok olup gitmekteydiler. Bu denli genel bir olgu, ancak tüm Bati için aym şekilde geçerli ortak nedenlerin sonucu olabilirdi. Bu nedenleri sıralamak için, daha önce parçalanmaya yol açan nedenler tablosunu tersinden ele almak hemen hemen yeterli olacaktır.
Istilalarm sona ermesi, kralların ve hükümdarlartn iktidarlarını, güçlerini tükettikleri bir işten kurtarmıştı. Aym zamanda da, XI. yüzyüın ortalarmdan itibaren toprakların hızla tarıma açılmasınm gösterdiği gibi, olağanüstü bir nüfus artışına yol açmıştı. Nüfus yoğunluğundaki artış dolayısıyla yalmz-ca düzen daha kolay sağlanmakla kalmıyor, ayrıca kentlerin, zanaatın ve ticaretin canlanması için de ortam yaratilmış oluyordu. Para dolaşımımn daha bol ve daha etkili hale gelmesi sayesinde vergi yeniden ortaya çıkıyordu. Vergiyle birlikte de.
maaşb memuriyet ve işlevsizleşen kalıtsal sözleşmdet hizmet rejiminin yerine geçen ücretli ordu uygulamjjj tüıyordu. Kuşkusuz, küçük ve orta düzeydeki senyör mide yaşanan dönüşümlerden kendisine çıkaı
geri kalmıyordu;tesettür görmüş olduğumuz gibi, onun
si vardı. Fakat kral ya da hükümdar, hemen hemen man, herhangi birine göre çok daha fazla toprak ve vas/ bibiydi. Ayrıca, yetkisinin doğası gereği, özellikle kiliseler kenderden vergi toplamak için birçok fırsat yaratıyordu \ lippe Auguste’ün öldüğü zamanki günlük geliri, meblağ ojj rak, en zenginler arasında yer almamakla birlikte, özelliieıt fah düzeyi yüksek bir bölgede oldukça geniş mülklere silıi|) bir manastır senyörlüğünün biraz daha geç bir tarihte bit diği yıllık gehrinin yaklaşık olarak yarısına eşitti^'^l Böykct,(| zamandan beri devlet kendisini üstün kılan şu temel unsım elde etmeye başlamıştı:tesettür Herhangi bir kişi ya da özel toplulu, ğunkiyle kıyaslanamayacak kadar çok malî getire sahip oki Zihniyet değişimi de aynı yöndeydi. Kültürel “rönesatf XI. yüzyılm sonundan itibaren, zihinleri, zaman biraz soyut olan bireyin kamu gücüne 1 lammdaki toplumsal bağı algılamaya daha yatkın hale getr mişti. Ayrıca, geçmişteki iyi örgütlenmiş büyük mw\i devletlerin arularmı da tazelemişti: Mutlak hükümdarlatp netimindeki muhteşem büyüklüğünden yasaları kadar tai kitaplarmın da söz ettiği Roma İmparatorluğu; efsaneledî güzelliği şiirleştirilen Karolenj İmparatorluğu gibi. bu tür etkilere açık olacak kadar eğitimli insanlar, kidı tılandırıldığmda, bir avuç kahyorlardı. Fakat, mudaka
Conon de Lausanne’m tanıklığına göre, Philippe Auguste öldüğünde günlük Lirası’ydı (İ'L, C. XXIV, s. 782). 1246’dald ondabitlik vergiler üzerinden yapık® re, Paris’teki Sainte-Genevieve manasnnmn yıllık geliri 1810 Paris Iirası’ydı;Bikfcık^ , Genevieve, ms. 356, s. 271. Büyük bir olasılıkla ilk rakam biraz daha j'üksek.ikiı»'' ^ biraz daha düşüktü. Ancak, bu farkın oluşmasında iki tarih arasında gcrçekleşf® larmın rol oynadığını da eklemek gerekir. Her halükârda karşıdık açıktır.
(,u seçkinlerin sayısı çok artmışti. Her şeyden önce, eğitim, laik çevrelerde, üstelik yalmzca üst düzey soylular arasında şövalye sınıfı içinde de yaygınlaşmışti. Her yöneticinin jynı zamanda savaşta komutan da olduğu bir dönemde, din adamlarından daha yararlı olan, dünyevî güçlere yabancı çıkarların çekiciliğine onlar kadar bağh bulunmayan ve nihayet, u2un süreden beri hukuk uygulamalarıyla uğraşan mütevazı gelir sahibi bu soylular, Henri Plantagenet’nin İngiltere’si, Plıilippe Auguste ve Aziz Louis’nin Fransa’sı gibi yenilenmiş krallıklann yönetim kadrolarım oluşturma konusunda, elbette, burjuvaziden çok daha önde yer alacaklardı. Yazının kullanılması, zevki ve yarattığı olanaklar, devletlere, onlar ol-maksızm gerçek anlamda bir devamlıhğı sağlamamn mümkün olamayacağı yönetime ilişkin belgeler arşivi kurma yolunu açıyordu. Fieflere bağlı hizmetler tablosu, belirli dönemde çıkarılan muhasebeler, gönderilen ya da alınan belgelerin ka-jıtlan: Tüm bunlardan oluşan çok sayıda defterin, XII. yüzyılın ortasmdan itibaren Anglo-Norman devletinde ve yine Norman olan Sicilya Krallığı’nda; bu yüzyılın sonuna doğru ja da bir sonraki yüzyıl boyunca Fransa KraUığı’nda ve ona bağlı büyük hükümdarlıkların çoğunda ortaya çıktıkları görülmektedir. Bunların ortaya çıkışı, yeni ya da o zamana kadar bü}ük kiliseler ve papalık sarayına mahsus bir gücün yani bürokrasinin ufukta doğmakta olduğunun habercisiydi.
tesettür sundu.