tesettür modelleri ve balkan bilgi konumuzu

tesettür modelleri ve balkan bilgi konumuzu

 Aşağı, Orta ve Üst Paleolitik süreçlere ait kalıntılara bir çok yerde rastlanmıştır. Bulgaristan ve Romanya’da Tuna kıyılarındaki akarsu teraslarındaki mağaralarda olduğu gibi, Arnavutluk, Bosna, Slovenya, Hırvatistan ve Yunanistan’da (özellikle Tesselya, Epir, Makedonya ve Pelopones yarımadasında) da önemli buluntular açığa çıkartılmıştır. Bunlar arasında özellikle Neolitik aşamaya kadar
48İ BALKANLAR EL KİTABI
önemli bir İskan alanı olan Franchti mağarası dikkat çekicidir. Bu süren cılığın yaşamın temelini oluşturduğu aşikardır.
Epi-Paleolitik veya Mezolitik Dönem de önemli buluntularla temsil eöıı tedir. Günümüz doğal yapısının şekillendiği bu aşamada Balkanlarda insa^*'**^ lığı dikkat çekicidir. Bulgaristan’da Varna civarında Pobiti Kamani'de buluntular veren Mezolitik kültür izlerini başka yerlerde de sürmek müm^ dür. Özellikle, Yunanistan’da Franchti mağarasında önemle izlenen Mezo|j*' ve daha sonra Neolitik döneme geçiş, bir başka örneğini Tuna nehri de Demir Kapılar bölgesinde yer alan ünlü Lepenski Vir’de ortaya koynmşı^^' Günümüzden 8000 yıl öncesine tarihlenen Lepenski Vir özellikle balıkçıh^^ rinde yoğunlaşan ve bazı diğer hayvanların da avlandığı bir ekonomiye olmasına rağmen, yerleşik bir yaşam biçimi sergilemesiyle dikkat çekmektedir Ayrıca burada bulunmuş olan yerleşme ortasındaki diğerlerinden daha biiyjj^ bir mekana sahip yapı ve ilginç heykeller toplumsal bir hiyerarşinin ve önetn, li dini atıhmlarm varlığını göstermektedir. MÖ 5410-4610 sürecine tarihlj. nen aşamasıyla Lepenski Vir, Mesolitik’ten Neolitiğe geçişi de göstermektedir, Panonia'da Peres ve Backapalanka ile Dinar dağları bölgesinde Crvena Stijenj veya Odmurt ve Moldavya'daki Soroki de önemli yerlerdendir. Avcılıkla geçimin yanı sıra ilk koyun evcilleştirilmesine dair veriler ortaya koyan Romanya daki Ij Adam mağarası da önemli bir aşamayı temsil etmektedir. Bu dönemde, Lepenski Vir de karşımıza çıkan taş heykeller ve değişik yerlerde bulunan sanat eserleri bu dönemde tinsel açıdan da önemli bir aşama kaydedildiğini göstermekte olup, dini açıdan ilginç çağrışımlar yapmaktadır.
Balkanlarda Erken Neolitik dönemin ve dolayısıyla da en erken tanmın başlangıcı güney bölgelerde olmuştur. Bu noktada özellikle Yunanistan’da Tesselya’da Larisa yakınında Argissa-Magoula MÖ 7000-6800'lere çıkan bir erken yerleşme olarak dikkat çekmektedir. Aynı sürece çıkan bir başka yerleşme de Girit adasında Knossos olmuştur. Bu yerleşme Neolitik süreç boyunca önemini korumuştur. Daha sonra MÖ 6500-6300’lerde Tesselya’da tarım yayılırken, 6000'lerde Bulgaristan’da tarımın başladığı tespit edilmektedir. Kuzey Balkanlarda tarımın başlangıcı MÖ 6000-5500 arasına tarihlenmektedir. Bu noktada, Balkanlardaki özellikle güney ve güneydoğu kesimlerdeki Erken Neolitik kültürlerin Anadolu ile ilişkisi aşikar olup, Anadolu’dan yayılan tarımın Balkanlarda oluşan tarımcı toplulukların şekillenmesinde önemi büyük olmuştur. Sagliagos ile birlikte, Proto-Sesklo kültürü kapsamında kalan Argissa-Magoula, Balkanlardaki en erken tarım yerleşmelerinden biri olduğu kadar, Tesselya da Ege Denizi'ne açılan konumuyla da Ege Adaları üzerinden bir geçişle, Anadolu-Balkanlar bağıntısını gösteren ilginç bir durum sergilemektedir. Bu aşamada MÖ 5800-5300 arasındaki sürece giren, Makedonya’daki Nea Nikomedia yerleşmesi ile, demden ben önemli bir İskan merkezi olan Peloponnes yanmadas,„daki
BALKANLAR EL KİTABI İ49
Franchti mağarası da bitkilerin evcilleştirilmesi kadar hayvancılık için de önemli ip uçları vermektedir.
Erken Neolitik safha ve dolayısıyla da erken tarım yerleşmeleri akarsular yakınında yoğunlaşmakta ve değişik bölgesel özellikler gösteren kültürlerce temsil edilmektedir. Bu nedenle de özellikle Tuna nehri ve kollarının Balkanlar kadar Avrupa'nın genelinde de tarımın yayılmasında önemi büyük olmuştur. Bu erken Batı Bulgaristan, Güney Makedonya ve Tesselya'da Pre-Sesklo ve Kemikovci, Bulgaristan çevresinde Karanovo I, Romanya'da özellikle Karpat Dağları çevresinde Criş, Sırbistan, Kosova ve Makedonya çevresinde Starçevo ve Starçevo'nun kuzeyinde Starçevo-Körös ve Körös kültürleri olarak ön plana çıkmaktadır. Alçak bölgelerde yer alan bu tarım kültürlerine karşın yüksek bölgelerde eski avcı ve toplayıcı yaşam biçimi hakimdir.
MÖ 4500-3900 arası, Orta Neolitik aşamada, Tesselya'da Sesklo, Güney Bulgaristan'da Veselinovo, Tuna çevresinde Romanya ve Bulgaristan'da Vadastra ve Dudeşti, Karpatlar havzasında Turdaş, Dalmaçya kıyı bölgesinde kuzeyde Danilo, güneyde Erken Butmir, Makedonya, Kosova ve Sırbistan'da Vinça, Vinça-Tordos kültürleri yer alırken, daha kuzeyde 5300-4600 sürecinde etkin biçimde. Tuna nehri üzerinde şekillenerek bu nehir üzerinden batıya doğru yayılan bir tarımcı Linearband Keramik (LBK) kültürü bulunmaktadır. 3900-3600 arasına denk düşen Geç Neolitik aşamadaysa, Tesselya'da Porodin, Kuzeydoğu Bulgaristan ve Güneydoğu Romanya'da Hamangia, Güneybatı Bulgaristan'da Krivodol, Tuna çevresinde Vadastra 11 ve Boian, Karpatlar bölgesinde Petreşti, Makedonya, Kosova ve Sırbistan civarında Vinça-Ploçnik, Dalmaçya kıyısında Danilo ve hemen ardındaki dağlık bölgede Geç Butmir, daha kuzeyde Sopot-Lengyel ve Lengyel, Besarabya ve çevresinde Proto-Gumelnita ve Proto-Cucuteni kültürleri yer alırken, Dnyeper ve Bug nehirleri çevresinde Tripolye kültürü ile Macaristan'da Tisza III kültürü görülmektedir.
3600-3200 sürecine tarihlenen Eneolitikaşamada. Güneydoğu Bulgaristan'da Trakya'da Karanovo V/Maritza (Meriç), Güneybatı Bulgaristan çevresinde Dikilitaş-Slatino, Kuzeybatı Bulgaristan'da Gradeşnitsa, Tuna nehri çevresinde Gumelnita, Güneydoğu Romanya ve Kuzeydoğu Bulgaristan'da Grafit Boyalı Kaplar Kültürü, Varna çevresinde Varna Kültürü, Makedonya, Kosova ve Sırbistan çevresinde Vinça-Ploçnik, Karpat dağları havzası içinde Petreşti, Dalmaçya dağlık bölgesinde Lisiçici, Besarabya ve kuzeyinde Cucuteni-Tripolye, Macaristan'da ise Tisza-Polgar ve Lengyel kültürleri bulunmaktadır.
kesiminde bulunan Starçevo-Körös-Çris kültürleri yoluyla 6400-6100 Tuna havzasına taşınmış ve oradan da Linearban Keramik Kültürü tarafin? 5700'lerden sonra batıya ulaşhnlmıştır. Bir görüşe göre, İlk Hint-Avrupa rinin anavatanı olan Anadolu üzerinden gelen bu yayılma Avrupa içlerine|j Hint-Avrupa dili taşıyan topluluklann göç hareketidir. Bir başka görüş bu Hj|,|, Avrupa dil taşıyıcılarını göçünü daha geç bir aşamaya, MÖ 3500 lere, bir baş^ ise MÖ 1500-1200'lere koyar.
Neolitik dönem kültürleri güney kesimde daha çok yerleşik yaşamın sürel(|, liğine bağlı olarak, aynı yerde sürekli İskana bağlı höyük tipi yerleşmeleri terc^j ederken, kuzey kesimlerde daha kısa süreli iskanlara bağlı olarak sürekli deği-i şikliklere açık yerleşmeleri tercih etmiştir. Güneyde zaman zaman ağır tahlıi.| matlı duvarlar ve hatta hendeklerle çevrili yerleşmeler yer alırken, zaman içindıj bu tip yerleşmeler kuzeyde de kendisini göstermiş olsa da, genelde daha farklı! bir yerleşme tipi söz konusudur. Güneyin daha sık olan iskan stratejileri ve iskan dinamiği kuzeyde daha seyrek bir biçimde tezahür etmiştir.
Balkanların tüm neolitik iskanlarında karşılaşılan yapı tipi ahşap direklerle i desteklenen kerpiç duvarların üstünde saz ve saman damlı evlerden oluşmuştur. Bu evlerin plan tipleri farklılıklar göstermesine rağmen genelde benzer özellikler ihtiva etmektedir. Önceleri daha seyrek ve bir birinden uzak küçük evlerden oluşan köy yerleşmelerinin yerine özellikle 4500'lerle birlikte daha geniş ve bir birine yakın evlerin bulunduğu köyler geçmiştir. Bu noktada özellikle, Tesselya’da Volos yakınlarındaki Dimini yerleşmesi bir tepe üstünde yer alan etrafı surlarla çevrili ve ortasında megaron tipi bir yapı «e dikkat çeken bir Geç Neolitik yerleşmesi olarak dikkat çekmektedir. Eneolitik süreçte tahkimatlı yerleşmelerin artışıyla birlikte,
Balkanlarda en erken metal kullanımı MÖ 4000’lerden önceki tarihlere çıkmaktadır. Romanya’da Balomir'de ve Makedonya'da Dikilitaş’da oldukça erken bir Neolitik aşamada bakır objelere rastlanmıştır. Bulgaristan'da çok sayıda altın objenin de yer aldığı Varna Nekropolü'ndeki buluntular da erken metal kullanımın bir diğer örneğidir. Fakat bilinçli olarak ilk kullanılan metal, ağırlıklı olarak bakır ve ardından altın olmuştur. Aşağı yukarı 3250-3000’ler sonrasına ve hatta sonu 2800’lere tarihlendirilebilen Bakır Çağı önemli bir aşamadır. Bu aşamada özellikle Romanya'daki Çernavoda 111 kültüründe önemli bir atılım sağlandığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen bakır yataklarının erken kullanımı da muhtemelen Maritza kültürüyle başlamış olmalıdır. Bu dönemin en önemli kültürleri Dobruca’da Çernavoda 111, Batı Romanya’da Catofeni, Besarabya ve çevresinde Geç Tripolye, Tuna nehri çevresinde Baden, Macaristan’da Tisza Polgar, kuzey doğu Trakya’da Ezero ile günümüz Yunanistan sınırları içinde Rakhmani ve Eutresis kültürleridir.
MÖ 3500’ler Balkanlarda bazı önemli oluşumların ve kültürel değişimlerin belirlendiği bir aşama olarak dikkat çekmektedir. Özellikle Tuna çevresi ve daha doğudan gelen bir göçün varlığını gösteren izler mevcuttur. Yerli kültürlerin bu yeni gelen kültür elemanları ile önemli bir etkileşime girdiği de gözlenmektedir. Bu yeni şekillenme bir görüşe göre Balkanlara Karadeniz kuzeyindeki bozkırlardan veya Balkanların kuzeydoğusundaki merkezi bir bölgeden gelen Hint-Avrupa dil taşıyıcısı olan toplulukların girişi olarak kabul edilmektedir. Bu noktada özellikle Romanya’daki Tripolye ve yakınlarındaki Ustovo kültürü hayvancılıkla uğraşan göçer karakterli yapılarıyla dikkat çekmektedir. Bu yabancı etkiler özellikle Erken Bronz Çağı sürecinde daha da belirgindir.tesettür modelleri

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder