tesettür modelleri ve balkan bilgi seli

tesettür modelleri ve balkan bilgi seli 

Tüm Bronz Çağı süresince Neolitik dönemde olduğu gibi Tuna nehri ve kollarının kültürel etkileşimler ve yayılmalarda rolü büyük olmuştur. Önemli bir metal endüstrisi merkezi olan Balkanlardan gelen etkiler Tuna ve kollarıyla tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Bu dönemde ilk kasabalar ve hatta ilk küçük şehirler teşekkül etmiş ve geniş boyutlu bir ticaret ağı oluşmuştur. Bu ticaret ağında özellikle Balkanlar için bronz yapımında bakıra karıştırılması gereken kalayın yanı sıra, altın ile birlikte önemli bir manevi ve statü sembolü olan takıların yapımında kullanılan amber bir ithal unsuru olmuştur. Özellikle bakır alanında madencilik gelişirken, madenleri, tarım alanlarını, hayvan sürülerini ve ticaret yollarını koruyan, ticaret ve toplumları denetleyen dini ve askeri bir idari yapı doğmuştur. Bu dönemin önde gelen yöneticileri genellikle rahip-asker şefler veya dini karizması hayli güçlü askeri önderlerdir.
'bağlı olarak yüksek ve stratejik noktalara yapılmış muhkem yerleşmelerin ön
mi artmış ve saray olarak adlandırılabilecek yapılar ortaya çıkmaya başlamış^ Bunlar için ilk akla gelen örnekler arasında Erken Bronz Çağı na ait BulgaristjJ Durankuiak’da bulunan bina ile Yunanistan Lerna da bulunan bina gösterilebiijj. Maddi ve manevi bir sembol olduğu kadar politik açıdan bir bağlayıcı bir sembol ' olan askeri ve dini önderler ve seçkin gruplar için görkemli tümülüs tipi mezar,
ların yapımı gelişmiş ve yaygınlık kazanmışOr.
Bronz ÇağTnda Tuna nehri ile birlikte Karpat dağları havzası önemli strateji); bir bölge olarak Balkanların içlerine yönelen bir çok göç ve kültürel yayılmada önemli bir rol üstlenmiştir.
MÖ 2500'lerde başladığı kabul edilen Erken Bronz Çağı, Balkanların en önemli süreçlerinden biridir. Tarih olarak Girit adası başta olmak üzere Ege Denizi'ne açılan bölgelerde Bronz Çağı daha erken başlamıştır. Özellikle maden teknolojisindeki ve sosyal sistemlerdeki geiişmeleryanında daha sonraki süreç-lere damgasını vuracak etnik ve sosyal yapılanmalarla dikkat çeker. Yer yer MÖ 1800'lere kadar da sürer.
Bu aşamada, Girit üzerinde önemli bir nüfus yoğunluğu ve toplumsal hareketlilik görülür. Trakya da Ezero, Makedonya’da Şupievac-Bakarno Gumro, Kuzeybatı Bulgaristan’da, Morava ve çevresinde Salcuta-Krivodol-Bubanj, Panonla da Baden-Peçel, Sava ve Drava nehirleri bölgesinde Vuçedol, Transil-vania'da Cotofeni ile Kuzey ve Kuzeydoğu Moldavya’da Küresel Anfora, Doğu Romanya’da Çernavoda III gibi kültürler ve Dnyeper ve Dnyester nehirleri arası bölge ile daha kuzey ve kuzeydoğu yönünde Okr Kırmızı Boyalı Mezarlar, Çukur Mezarlar ve Yamno kültürleri bulunmaktadır. Son üç kültür tamamen bozkır özellikleri gösteren çoban ve göçer karakterli kültürlerdir. Stepler üzerinden gelen Hint-Avrupa dilli topluluklar arasında İlir ve Trak dil grublarını oluşturacak gruplar mevcuttur. Bu noktada. Klasik Çağ efsanelerinde karşımıza çıkan, günümüz Yunanistan ana karasının bazı bölgelerinin ve Ege Adaları’nın ve hatta Batı ve Kuzeybatı Anadolu kıyılarının. Yunan dil grubuna dahil olanların gelişinden önceki eski sakinleri olan Pelasgları ve farklı niteliklerine rağmen Lelegleri hatırlamak gerekir.
MÖ 2000/1800-1500 /1400 arasına gelen Orta Bronz Devri Karpatlar bölgesinde ve daha batıda Unetice, Tisza nehri çevresinde Otomani, Transilvanya'da VVietenburg, Ukrayna'da Komorov, Kuzeybatı Bulgaristan, Kuzeydoğu Sırbistan ve Stara Planina’da Verbioara ve bu kültür ile ilişkili Arnavutluk’ta Maliq IH, Kuzey Moldavya’da Costişa, Güney Moldavya, Güneydoğu Transilvanya ve çevresinde Monteoru kültürleri olarak yer almaktadır. Girit te çok önemli sosyal gelişmeler kaydedilen bu aşamada ilk saraylar, yani belirli merkezleri yöneten sınıflı bir
gibi merkezlerde ortaya çıkar. Bu durum daha da ileri giderek, MÖ 1700-1400 arasında da önemli bir merkezi bütünleşmeyle Knossos çevresinde şekillenmiş bir uygarlığa dönüşür. Bu, Minos Uygarlığı olarak tanınır. Girit’te ilk yazının çıkışı da bu süreçte olmuştur. Bu uygarlığın Hint Avrupalı bir dili olmadığı ve ekonomisinin de geniş anlamda bir ticarete dayandığı gözlenmektedir.
Yunanistan ana karası üstünde yavaş bir gelişmeyle beliren sosyal bir değişim özellikle Mora yarımadasında kendisini göstermiştir. MÖ 1600'lerde Miken Uygarlığı olarak bilinen, değişik kasaba merkezlerini kontrol eden, yerleşik ve askeri bir aristokrasi ile yönetilen yeni bir uygarlık Mora yarımadasında belirmiştir. Yerleşik yaşamdaki bu gelişmelere rağmen. Balkanların kuzeyinde kalan Monteoru ve Verbicioara gibi bazı kültürlerde çobanlık ve dolayısıyla dağınık küçük köylere dayalı bir yaşam tarzı baskın bir ekonomik özellik kazanmıştır. Balkanların iç kesimleri ve dağlık bölgelerde bu durum belirgin olup, hayvancılık ağırlıklı bir köy yaşamı yerleşik veya yarı yerleşik biçimde görülmüştür. Bu durum varlığını daha sonraki dönemlerde de sürdürecektir.
MÖ 1400-1000 arasına yerleşen Geç Bronz Çağı içinde Balkan tarihinin önemli halkları olan Trak ve îlir kültürleri yanı sıra, daha güneyde Yunan uygarlığının ilk şekillenme ve ortaya çıkış aşamasıdır. Bu dönemde Kuzey Bulgaristan’da ve Doğu Romanya’da Coslogeni, Kuzey Bulgaristan’da Zimnica-Plovdiv, Moldavya’da VVietenber etkisiyle şekillenmekte olan Noua, Belgrat ve Lom arasında Tuna üzerinde Dubovac-Zuto Brdo gibi kültürler ile Tuna üstü ve Kuzeybatı Balkanlarda iki farklı yüksek tepe mezarlı gömüler yapan kültür yer almaktadır.
Aynı süreç içinde. Mora yarımadasındaki Miken uygarlığının anakara dışına taşarak 1375 civarında Girit’e hakim olduğu görülmektedir. MÖ 1450-1200 sürecinde varlığını sürdürerek 1200’lerde yıkılan Miken uygarlığı askeri yapısı kadar, geniş kapsamlı ticaret ve koloni faaliyetiyle de dikkat çekmektedir. Miken uygarlığının anakaradaki yayılım ve etkisi de Tesselya’ya kadar ulaşmıştır.
MÖ 1200’ler ister Balkanlarda, isterse tüm Ege ve Akdeniz dünyasında önemli gelişmelerin olduğu, ’Deniz Kavimler!’ olarak bilinen toplulukların ortaya çıktığı ve büyük göç dalgaları ve toplumsal çalkantıların yaşandığı bir süreçtir. Bu süreçten Balkanlar yoğun olarak etkilendiği gibi, bu göç hareketlerinin oluşmasında buraya yerleşen veya bura üzerinden geçen toplulukların da katkısının büyük olduğu görülmektedir. MÖ 1200’lerde Balkanlar üzerinden gelen Dorlar, Miken uygarlığını ortadan kaldırıp halkını göçe zorlarken, yakın bölgelerde yerleşmiş bulunan Pelasgları da yerlerinden etmiştir. Bu insanların yoğun olarak Ege Adaları ve Kıbrıs’a göç ettiği görülmektedir. Dorların Yunan dil grubuna dahil bir lehçeye sahip olmaları bu noktada önem taşımakta ve Yunan uygarlığının hazırlık aşamasını teşkil etmektedir. Bu aşamadan sonra MÖ llOO’lerde Aeoller, MÖ 1000 civarında lonlar ve MÖ 900’lerde Dorların Ege Adaları ve Batı Anadolu’ya göçleri sürmüştür.
54İ balkanlar el KİTABİ
MÖ 1000 civarında başlayan süreç genel olarak maddi ve manevi duğu kadar politik açıdan da Bronz Çağı’nın doğrudan uzantısı olan Çağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dönem, zaman içinde yok olsa sonraki süreçlerde etkisi sürecek bir çok Balkan ulusunun varlığıyla mektedir. Bu devrin en belirleyici özelliği demirin kullanılmaya başlamas,^'|,''' devrin gelişimi içinde isimlerini, kimliklerini, maddi ve manevi özellikleri(, 3 diğimiz Balkan uluslarıyla karşılaşmaktayız. Ama öncelikle bu sürecin hazirk cısı olan bazı kültürleri hatırlamamız gerekir. Bunlar arasında en ilginçleri [u' Avrupa'nın Geç Bronz Çağı kültürü olan Urnfield (Urnolu MezarlarJ kültiirj^ Doğu Alp Dağlan bölgesinden gelişen bir Erken Demir Çağı kültürü olan Hals^ kültürüdür. Bunlar dışında, Moldavya’da Sabatinovka ve onun kuzeydoğusu, daki Srubnaya ile Balkanların güneybatı bölgelerindeki Clasinac da bu süreU| önemli kültürleridir. Bu kültürler genelde hareketli, savaşçı bir yapı sergileme^ tedirler. j
Balkanların kültürel yapılanması genelde Hint-Avrupa dil ailesine dahil nj birbiriyle belirli bir ölçüde dil akrabalığı olan, kendi içlerinde de bazı lehçe fari;, lılıkları olduğu fark edilen iki kültürün hakimiyetindedir. Bunlardan ilki, babdı Adriyatik kıyısı ve Dinar dağları boyunca yayılarak orta bölgelere kadar sokulaj İlirler, diğeri ise Balkanların doğusunda özellikle adlarını günümüzde de taş. y^rı Trakya merkezli olarak, batıda Vardar bölgesinden doğuda Karadeniz ve Marmara kıyılarına, kuzeyde Tuna nehrinden güneyde Ege kıyılarına kadaryayı. lan alanda bulunan Traklardır. Adriyatik denizinin kuzeydoğusuna gelen bölgelerde yaşayan Dalmaçyahlar ve Pannonialılarile İtalya'nın doğu kıyılarında yaşamış olan Messaplar ve Piçentiler gibi bazı topluluklar da İlir dil ailesinin üyeleri din Buna karşın Tuna'nm kuzey kesimlerinde yaşayan Getler ve Dakyalılar ileya-kınlarında yerleşmiş Moesialılar, Balkanların orta kesiminde yaşayan Triballiler Trak kökenlidir. Ayrıca, MÖ 800’lerde Orta Anadolu'da bir devlet kurmuş olan Frigler de Balkanların orta kesiminden Anadolu'ya Geç Bronz Çağı sürecinde göç etmiş bir Trak topluluğudur. Bunlar dışında Kuzeybah Anadolu'ya Balkanlardan göç etmiş olan Misyalılar, Mariandinler, Bebrikler ve Bithynialılar da Trak kökenlidir.
Kültürel kimlikleri konusunda tartışmalar bulunan bazı topluluklar da Balkanlarda etkin olmuştur. Bunlar arasında hemen göze çarpanlar muhtemelen Traklar ile karışmalarına rağmen İlir kökenli oldukları bilinen ve MÖ 5-4 yüzyılda bir devlet kurmuş olan Dardanlar ile benzer bir karışıma rağmen köken konusunun netlikle belirtilmesinin zor olduğu MÖ 5-3 yüzyıllar Sürecinin önemli bir gücü olan Panonialılardır. Geç Bronz Çağı sürecinde Dardanlarm bir kolu Anadolu'ya göç etmiş ve günümüzdeki Çanakkale boğazına Dardanel adının verilmesine temel teşkil etmiştir.tesettür modelleri

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder